Faşizme karşı bir direniş savaşçısı: Germaine Tillion
Fransız etnolog, faşizme karşı direniş savaşçısı, işkenceye karşı mücadele eden Germaine Tillion 19 Nisan 2008'de öldü.

Germaine Tillion, 30 mayıs 1907'de Fransa’nın Haute-Loire bölgesi eşrafından Katolik bir ailenin iki kızından büyüğü olarak dünyaya geldi. Latince ve eski Yunancayı içeren iyi bir klasik eğitimden sonra bir süre psikoloji okudu, ardından, Durkheim'ın yeğeni, o yılların en önde gelen etnoloğu olan Marcel Mauss'un Sorbonne ve College de France'ta verdiği derslerin tutkulu bir müdavimi oldu.

Tillion, 1934'te, Mauss'un eğittiği genç bir kadın etnolog olarak sahaya çıkabilmesini, o yıl Londra'da toplanan hepsi erkek uluslararası bir antropologlar heyetinin tarihlerinde ilk defa "kadınlara da şans tanıma" kararı almalarına borçludur. Hayatının pek çok olayını değerlendirirken kullandığı "tesadüf ve talih kuşu" bu kez onun başına konmuştur. Her genç etnolog gibi uzak diyarları keşfe çıkmayı umarken, talih onu o sırada Fransız kolonisi olan Cezayir'in Aurès bölgesine, aslında hiç de fazla uzak olmayan bir "Akdeniz" yöresine göndermiştir .

‘ETNOLOGDAN ÇOK ETNOGRAF OLARAK’

Aralarında yaşadığı, Kuzey Afrika'nın Ahmar Kaddu dağlarının Sahra çölüne bakan yamaçlarında yerleşmiş Berberi kabilelerinin dilini öğrenerek, dostluğunu kazanarak, birkaç yüzyıla uzanan sözlü tarihlerinin çetelesini çıkartarak geçirilen altı yıl. Radyo yoktur, gazeteler gecikmeli olarak ara ara gelir... Ama, kendisini bir "etnologdan çok etnograf olarak" görmek isteyen Tillion, o yıllarda Avrupa politikasında kopan fırtınalardan çok, içlerinde yaşadığı kabileler arasındaki çatışmalarla ilgilidir ve hatta, zaman zaman, kazandığı saygın konumdan yararlanarak arabuluculuk bile yapar.

Araştırmasını tamamlayıp tezini yazmak ve savunmak üzere Fransa'ya döndüğü tarih 8 ya da 9 Haziran 1940'tır. Tillion, 17 Haziran'da Petain'in Almanya'dan "ateşkes" talep ettiğini öğrendiği anı anlatırken "kustuğunu" söyler.

İHBAR EDİLİR…

Böylece, Cezayir'in Aurès köylülerini Parislilerden belki de daha iyi tanıyan Germaine Tillion, kendisini "Direniş" hareketinin ilk örgütlerinden birinin içinde bulur.

Savaş esirlerini kaçırmak, sahte belgeler düzenlemek, gizlenecek evler bulmak, yakalanan üyelerini hapishaneden kaçırma teşebbüsleri ve son kertede Londra'daki General de Gaulle yönetimindeki direniş hareketine aktarılmak üzere istihbarat toplamak...

Sonunda, 1942'de o ilk ve oldukça acemi örgütlerin en büyük korkusu olan "ihbar" onu da bulur. Örgüt üyesi olan bir rahip onu ele verir. Önce Paris'te hapse atılır. Sonra da sürgüne mahkûm edilir. Gönderildiği yer Ravensbrück'tür.

GAZ ODASINA İLK GÖNDERİLENLER…

Kampa varışının haftasına kalmadan temerküz kampının nihai amacını -toplu imha- ve oraya Auschwitz'den ve başka kamplardan gönderilmiş kadınlardan Yahudilere yönelik olarak uygulanmakta olan soykırım gerçeğini öğrenen Tillion, bu ölümcül dehşete karşı koymanın tek yolunun anlamak, bilmek ve direnmek olduğunu da kısa zamanda kavrar. Germaine Tillion bu politikaya onu kişisel olarak çok derinden sarsan bir de kurban verecektir: Kendisinden bir yıl sonra Ravensbrück'e gönderilen, saçları bir gecede ağaran ve belki de bu beyaz saçları yüzünden gaz odasına ilk gönderilenler arasında yer alan, annesi Emilie Tillion.

Yaşama ve tanıklık yapma isteğini bu trajediden sonra kaybetmesine rağmen, 1943'te 7 000'i Fransız 17 000 dolayında kadının kapatıldığı bu kamptan 1945 yılında kurtulmayı başaran az sayıda kadından biridir.

KAMPTAN BİRLİKTE KURTULDUĞU KADINLARLA HAYAT DOLU BİR DOSTLUK KURAR

Kamptan birlikte kurtulduğu ve hayat boyu dost kalacağı küçük bir grup kadın -ki aralarında Germaine'e "Kouri" derler- onu, 1945'ten itibaren, uluslararası mahkemelerde Ravensbrück kampıyla ilgili tanıklık yapmak üzere temsilci olarak seçer. Böylece, Tillion'un hayatının tanıklık kavgası dönemi başlar.

Germaine Tillion hayatının son döneminde 'kaçak göçmenler' konusuna önem verdi. İnsan haklarını savunan çeşitli derneklerle işbirliği yaptı. 1960'lardan beri dünya hukukunu geliştirme derneğinin başkan yardımcılığını yürüttü, BM'de 1965'te demografi konusunda, 1969'da 'su, hava ve gürültü kirliliğine karşı halk sağlığını koruma' konusunda tavır aldı. Azınlıkların, bütün azınlıkların korunması öncelikli konularından biriydi. Etnolog olarak sahip olduğu bilgi birikimini, Amerikan yerlilerinin (Atpaya), Kürtlerin, Tuareglerin hizmetine sundu. 1973-74'te açlığa karşı BM programının başlatılması için çalıştı. Merkezi Londra'da bulunan The Anti-Slavery Society ile işbirliği yapan köleliğin sonlandırılması için eylem programında etkin oldu.

19 Nisan 2008'de 101 yaşında hayata veda etti.

Kaynak: Bianet

İlgili haberler
Faşizme karşı desenler: Kathe Kollwitz’in kalemiyi...

Kimi zaman çocukların “ekmek” diye bağırışı yükselir gravürlerinden, kimi zaman bir annenin ölü çocu...

Savaşa ve faşizme karşı bir hemşire: Gertrud Seele

Hiçbir koşulda Nazi faşizmine karşı direnişten geri durmayı düşünmedi bile Gertrud Seele. Ölüm cezas...

Faşizme karşı korkusuzca direnen bir veteriner

Veteriner, faşizme karşı korkusuzca direnen ve Yahudileri kurtaran Kontes Maria von Maltzan 25 mart...