Sonunda biri CV’mi gördü!
Yeni mezun gıda mühendisi Güneş, 1 buçuk yıllık işsizliğinde hayatta kalmak için geliştirdiği ‘taktikleri’ anlatıyor ve soruyor: Kafeste düşlemek yeter mi?

Sosyal medyada Linkedin uygulamasında kullanıcı verilerinin çalınması üzerine gördük “Sonunda biri CV’mi gördü” yorumunu. İlk okuduğumuzda tebessüm etsek de bu, hayatımızın büyük bir gerçekliği aslında.

Derginin çıkacağı ay 25 yaşıma gireceğim. Bir buçuk yıllık mezun gıda mühendisiyim. Henüz iş bulamadım. Bu süreçte pandeminin de etkisi var tabii, ancak içinde bulunduğumuz düzenin de bunu katbekat etkilediğini biliyoruz. Buraya sonra değinerek önce bu sürecin nasıl geçtiğini biraz anlatmak, içimi dökmek isterim. En başta çok anlamıyorsunuz açıkçası. “Biraz kafamı dinlemiş oldum” diye düşünüyorsunuz. Sonra başlıyor günlerin haftaları, haftaların ayları kovaladığı başvurulardan geri dönüş haberlerini beklemek. Tam da burada başta bahsettiğim Linkedin gibi bir uygulamada ve web sitelerde bolca vakit geçirmeye de başlıyorsunuz. Son dönemlerde gelinen “Başarırsın, CV’ye bunları da ekle, şu özellikleri yaz/geliştir” gibi bireysel politikalar sağ olsun bu uygulamalarda da işliyor. En güzel ve ciddi fotoğrafını koyarak başlıyorsun örneğin. Sonra bildirimleri aç ki ilanlardan haberdar ol, başvurun, CV’n görüntülenmiş mi hemen haberdar ol. Başta bu yüzden gülümsedik çünkü hızlı bir işleyiş var, ancak özgeçmişin ancak bilgilerin çalınınca görüntülendi diye mutlu olduğun da bir gerçek.

PARASIZ SOSYALLEŞME, VARLIĞINI HİSSETTİRMEME TAKTİKLERİ

Peki, hayat nasıl geçiyor? Bir kere telefonunla bu uygulamalara ve iş arama sitelerine bakarken tabiri caizse boş takılmadığını anlatarak, tıpkı TÜİK gibi aileni de ne yapsan da iş bulamadığına ikna ederek geçiriyorsun günlerini. Çeşitli taktikler geliştirerek günlük 20 lirayla gündelik hayatını yaşamaya çalışıyorsun. Pandemi çok yardımcı oluyor çünkü sosyalleşemiyorsun. Bir yer açık olsa da her şey çok pahalı olduğu için yanında termos taşıyıp, arkadaşlarınla daha da yakınlaşarak açık alanları keşfediyor, değerlendiriyorsun. Tabii bu da şehir dışında okuduysan eve döndüğünde sosyal bir çevren varsa ya da oluşturmaya fırsat bulabildiysen mümkün. Evden çıkmak için bahaneler listesi oluşturmak ve öğrenciliğin bitmeden akbilini iyi değerlendirmek tavsiye edilir. Sonra o da bir “challenge” oluyor. “20 liran var, iki basımlık nereye gidebilirsin, ne yapabilirsin?” gibi soruları iyi planlaman gerekiyor. Alın size CV’ye eklenecek gelişkin özellikler ve “Matematik ne işimize yarıyor ya” sorusunun yanıtı. Onun dışında uyku saatleriniz göze batmaya başlayacak, hazır olun. Ev küçükse ve sabah erkenden ışık açıldıysa ve bu sizin gözünüze gözünüze giriyorsa söylenemezsiniz çünkü bir işe yaramıyorsunuzdur, bir işiniz bile yoktur. Herkes uyandıysa uyanmak zorundasınızdır, kaçta yatıp kalktığınızın önemi yok. Hele bir genç kadınsanız ev işlerine ilk sizin destek olmanız gerekiyor. Üzerinizde baskı çok yoksa bile içten içe bu düşünce de gayet yeterli olacaktır. Ne güzel dışarı çıkıyorsunuzdur ya da ilanlara bire bir bakmak için dolaşıyorsunuzdur ama sokağa çıkma yasağı 19.00’a alınmıştır ve koşa koşa işlerinizi tamamlayamadan eve dönmeye çalışabilirsiniz bu süreçte. Bu gelişkin özelliklere ek olarak, yeni tarifler, pratik bilgiler öğrenebilirsiniz. Mesela ışık erken kapanmak zorundaysa telefon ışığı ile pratik kitap okuma taktikleri, ışık açık ama gürültü çoksa kulaklık ile de yakın bir dostluk sizi bekliyor; ya izlediğiniz şeyi duymak ve etrafı rahatsız etmemek için ya da okuduğunuza odaklanabilmek için. Alın size aynı anda iki iş yapabilme, yaptığı işe iyi odaklanma özelliği. Yaz CV’ye :)

BAŞKA BİR SEÇENEK MÜMKÜN, PEKİ NASIL?

Dedik ya işsizlik, gelecek kaygısı hepimizin hayatında. Evet bunlar sadece bizden kaynaklı şeyler değil, o sebeple bunları anlamaya çalışmak, çözüm nedir sorusu sizi bu hayata bağlayan şeylerden olabilir, buna açık olmak da şiddetle tavsiye edilir. Yoksa bir gecede haklarımızı ve hayatlarımızı koruyan sözleşmelerin feshi haberi ile işte, sokakta, evdeki şiddetin, tacizin, baskının karşısında ne yapacağımızı bilemeyiz. Peki, nasıl bilebiliriz, bize “Başka bir şey mümkün” sözünü ne söyletir? Bu soruları sorarak ve soranları bularak çözüm nedir ile başlanabilir. Çünkü bizler bunu yapmadıkça, dediğimiz gibi zar zor kazandığımız ve kazandığımız halde mücadele ile elimizde tuttuğumuz haklarımız elimizden alınmak istenir. Cezaların yazıldığı, yasakların işlediği, evde kalamayanlar bizlerken; borçları silinen şirketlere, patronlara, lebalep kongre yapanlara, demokratik haklarımızı elimizden alanlara karşı bir araya geleceğiz, dayanışmayı büyüteceğiz, örgütlü mücadelede yana olacağız ki “böyle gitmez”i, başka seçeneği ve mümkünlüğünü konuşabilelim. Bir şarkıda da geçtiği üzere şunu sorarak başlayalım mesela. Kafeste düşlemek yeter mi?

İllüstrasyon: vectorjuice/Freepik

İlgili haberler
Umutsuzluk salgınına karşı tek çare mücadele

Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin, nakit ücret desteği işsizlik fonundan karşılanırken, iktidar is...

İşsizliğin yarattığı gerçeklik: ‘Sanat tarihi mezu...

Yirmi iki yaşındaki çağrı merkezi çalışanı Esra’nın hikayesi, hayalleri, beklentileri ise bugün Türk...

‘Artık beklentilerimiz de aldığımız ücret gibi asg...

Maddi zorluklar yaşayan üniversite öğrencileri okurken bir yandan da çalışmak zorunda kalıyor. Mezun...