88 hattında tükeniş var
'Bir gün bir yolcunun şoföre çaresizlikle bağırdığını duydum: 'Millet birbirinin cebine girdi!' Bu söz ne bir şaka ne de bir abartıydı. Bu, yaşadığımız gerçeğin en çıplak haliydi.'

Her sabah aynı kabusla uyanıyoruz. Alarm çalıyor, hazırlanıyoruz ve evden çıkıyoruz. Ama aslında işe gitmiyoruz; bir mücadeleye, bir sıkışmışlığa, bir tükenmişliğe doğru yürüyoruz. Özellikle 88 hattında bu durum artık dayanılmaz bir hal aldı.

Belediye otobüsleri içine girildiği an insanın nefesini kesen, sabrını zorlayan, onurunu ezen daracık alanlar. Kapılar açıldığında umutla yaklaşan kalabalık, birkaç saniye içinde çaresizliğe sürükleniyor. Çünkü herkes biliyor: O otobüse binmek, insan gibi yolculuk etmek anlamına gelmiyor.

İnsanlar üst üste, omuz omuza değil; neredeyse iç içe yolculuk ediyor. Birinin nefesi diğerinin yüzünde, birinin çantası diğerinin kaburgasında…

Bir gün bir yolcunun şoföre çaresizlikle bağırdığını duydum: “Millet birbirinin cebine girdi!” Bu söz ne bir şaka ne de bir abartıydı. Bu, yaşadığımız gerçeğin en çıplak haliydi.

O an anladım ki mesele sadece kalabalık değil. Mesele, insanın insana tahammül edemeyecek noktaya gelmesi. Çünkü bu koşullarda kimse sakin kalamaz. Küçücük bir temas büyüyüp kavgaya dönüşüyor, bir bakış bile gerilimi artırıyor. İnsanlar sabahın köründe sinirli, yorgun ve tükenmiş halde güne başlıyor.

Peki neden? Sadece işe gidebilmek için.

Kimse bu şartları hak etmiyor. Kimse ekmeğini kazanmak için bu kadar aşağılanmayı, bu kadar sıkışmayı, bu kadar değersiz hissetmeyi kabul etmek zorunda değil. Bu sadece fiziksel bir kalabalık değil; bu, insanın insanca yaşama hakkının daraltılmasıdır.

Toplu taşıma bir şehrin aynasıdır derler. Eğer bu doğruysa, o aynaya baktığımızda gördüğümüz şey hiç de iç açıcı değil. Çünkü o aynada düzen yok, planlama yok, insanı önceleyen bir anlayış yok. Sadece görmezden gelinen bir sorun ve her gün büyüyen bir öfke var.

Yetkililere sormak gerekiyor: Daha neyi bekliyorsunuz? Daha kaç sabah insanlar nefessiz kalmalı? Daha kaç tartışma, kaç kavga yaşanmalı? Daha kaç kişi “yeter” demeli ki bu durum ciddiye alınsın? İnsanların işe giderken ezilmediği, aşağılanmadığı, nefes alabildiği bir düzen kurmak bu kadar zor olmamalı.

Unutulmamalıdır ki; bir şehir, insanına verdiği değer kadar büyüktür. Ve bugün o değer, belediye otobüslerinin içinde her sabah biraz daha eziliyor. Biz ise her gün o kalabalığın içinde sadece bedenimizi değil, sabrımızı, saygımızı ve umudumuzu da kaybediyoruz.

Görsel: Canva Pro yapay zeka

İlgili haberler
Ev işçisi: ‘Toplu taşıma kullanmamı istenmiyor ama taksi parası da vermiyor’

Çoğunluğu tatile gidip gelen ev sahipleri bana hastalık taşıdığım kesinmiş gibi yaklaşıyor. Geçinmek zorunda olduğum için bu işleri kabul etmek zorunda kalıyorum. Kimi zaman paramı alamadığım oluyor.

Cinsel saldırılar en çok toplu taşıma araçlarında gerçekleşiyor

Dünyada kadınlar en fazla toplu taşıma araçlarında cinsel saldırıya maruz kalıyor. Saldırıların çok büyük bir kısmı ise resmi kayıtlara bile geçmiyor.

Bir otobüs durağında başladı sohbet

Otobüs durağında başladı sohbet. Yıllarca yaşadığı zulmü anlatan Kader, “İyi ki sana rastladım. Sizin gibi kadınların olması umut veriyor” dedi yolun sonunda. İyi ki varız ve birbirimize dokunuyoruz.


Editörden