Yıkılan evden ağır hasarlı eve mecburi yolculuk
‘Yemek yaparken mutfaktaki duvardan çatırtı sesleri geliyor. Donup kalıyorum ama ne yapayım? 8 bin lira kiraya verirsem ne yiyip ne içeceğim? Bu ev başıma yıkılsa, altında kalsam da çıkamayacağım.’

Maraş merkezli depremlerin Diyarbakır’da en çok hasara sebep olduğu ilçelerden ve Diyarbakır’da yoksulluğun en çok hissedildiği yerlerden biri olan Bağlar’dayız. Kaynartepe Mahallesi’nde depremin verdiği hasar, dışarıdan baktığınızda pek anlaşılmıyor. Çünkü mahallede görebileceğiniz evlerin, gecekondu ve dükkanların çoğu adeta terk edilmiş depolar kadar eski. Yani Bağlar’da hangi eve dönüp baksanız, sadece depremin verdiği yorgunluk değil, yoksulluğun da yorgunluğunu hissedebilirsiniz.

Mahallenin ara sokaklarında gezerken, bir mahalle sakini ağır hasarlı binaların birinin önüne kadar bize eşlik ediyor. E-devlet’te “ağır hasarlı” olarak geçtiğini söylediği binaya ne kadar tedirgin olsak da kapıyı aralayıp giriyoruz. Binada ağır hasarlı olmasını belirten herhangi bir uyarı levhası veya binanın etrafını çeviren bir şerit yok. İçeride loş bir ışık var. Giriş katta hafif aralık olan kapıyı çalıyoruz. Kapıyı tedirgin bir şekilde açıyorlar. Haber yapmak için geldiğimizi öğrenince önce konuşmaya çekinseler de kapı önünde kısa bir sohbete başlıyoruz. Şu an evde iki aile bir arada yaşıyor. Nebahat çocukları ile birlikte Malatya’dan gelmiş. Depremde evi ve iş yerleri yıkıldığı için bir süreliğine kız kardeşi Remziye’nin yanına gelmişler. Malatyalı olduğumu öğrenince muhabbet daha da derinleşiyor. Tatlı ikram etmek üzere içeri davet ediliyoruz. Ağır hasarlı bir eve girmenin verdiği tedirginlik olsa da kadınların samimi tavırları bizi içeri girmeye ikna ediyor.

‘EV YIKILSA DA ÇIKMAYACAĞIM, GİDECEK YERİM YOK’

Ev oldukça eski, yerler beton. Duvarlar depremden sonra hasar almış, çatlaklarla dolu. Girişteki yemek masasına oturuyoruz ve sohbete devam ediyoruz. Ev sahibi Remziye 47 yaşında, 5 çocuğu var. Evi ağır hasarlı olduğu için başka bir kiralık ev aramaya başlamış. Ancak ev bulmak zor. Remziye, kira fiyatlarının fazla olmasından ve geçinememekten şikayetçi. “Kiralık ev bakıyorum, kiralar uçmuş. 8 bin, 9 bin liradan aşağı ev yok. Benim eşim tatlı ustası, asgari ücret alıyor. Evde 7 boğaz anca yeme içme ve faturalara yetiyor aldığı ücret. 8 bin lira kiraya verirsem ne yiyip ne içeceğim? Vallahi bu ev başıma yıkılsa, altında kalsam da çıkamayacağım” diyerek durumu özetliyor.

SOKAKTA KALMAMAK İÇİN...

Sohbetimize Remziye’nin kardeşi Nebahat dahil oluyor. Yıkılan evden, ağır hasarlı eve mecburi bir yolculuğa koyulmuş. “Hem evimiz hem eşimin dükkanı yıkıldı. Ne yapalım başka gidecek yerimiz yoktu biz de ablamda kalmaya geldik çocuklarla. Burası en azından Malatya’ya göre daha az hasar almış. Hayat bir şekilde devam ediyor burada” diyor. Bunu söylerken, ağır hasarlı evde güvende olmadığının bilincinde. Ama sokakta kalmamak için bu seçimi yapmaya mecbur kalmış. Maddi koşulları da zaten başka bir seçenek bırakmamış.

‘DUVARLARDAN ÇATIRTI SESLERİ DUYUYORUM’

Sohbetimiz deprem ve yoksulluk üzerine olunca Remziye yaşadıklarından dert yanarak anlatmaya devam ediyor: “Eşim 25-30 sene çalıştı, arttırabildiklerimiz ile zorla bu evi alabildik. Görüyorsunuz evin içini, eski. Doğal gaz yok. Sobalı ev. Yemek yaparken mutfaktaki duvardan çatırtı sesleri geliyor. Donup kalıyorum ama ne yapayım? Yapacak bir şeyim yok.”

‘HANGİ PARAYLA ALALIM?’
Oturma odasını gezdiriyor bize. Kolona bakıyoruz, kolonun hasarlı olduğunu gözle görünen demirlerden anlayabiliyoruz. “Burada nasıl kalacaksınız” diye sorduğumuzda ise evsiz kalmanın korkusundan olsa gerek, “İyi ki yıkılmadı depremde. Duvarlar çatladı, kolon hasar aldı ama yıkılsaydı ne yapardım? Buradan bir eşyamı bile çıkaramazdım. Yenisini de alamam ki. Bir buzdolabı olmuş 15 bin lira. Hangi parayla alalım?” diyor.
‘KİRA YARDIMI ÇIKMADI’

Tekrar girişteki masaya geçiyoruz. Çaylarımızı içmeye devam ederken “Herkese 10 bin lira deprem yardım parası verildi. Biz onu da alamadık. Kira yardımına başvurduk çıkmadı. Binanın ağır hasarlı olduğunu bile internetten öğrendik. Yetkili birini bulup bilgi alamıyoruz. Devlet nerede? Bu zamanda yanımızda olmayacaksa devlet niye var” diye sitem ediyor.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Diyarbakır Ben û Sen’de yoksulluğun izleri

Diyarbakır Ben û Sen’de, konuştuğumuz kadınlar, yoksulluğun izlerini birer birer seriyor önümüze: “K...

Diyarbakır’dan kadınlar anlatıyor: ‘Dışarda kalsak...

Maraş’ta 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremden sonra Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda kalan kadınlarl...

Diyarbakır'da enkaz başından yükselen ses: Çok geç...

Depremlerin yıkıma yol açtığı Diyarbakır'da yurttaşlar arama kurtarma çalışmalarının yetersizliğine...