Özellikle son bir yıl içinde kadınlar, şüpheli kadın ölümlerine ilişkin daha fazla tartışma yürütmeye başladı. Bunun temel nedenlerinden biri, şüpheli kadın ölümlerinin sayısındaki artış oldu. Şubat ayında Muğla’da, patronunun ve tekne sahibinin de bulunduğu bir teknede şüpheli şekilde ölü bulunan Bahar Taş’ın ölümü de kadınlar tarafından en çok tartışılan vakalardan biri oldu. Bahar Taş’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma hâlâ ilerletilmiş değil. Kadın platformlarıyla ve örgütleriyle Bahar Taş’ın şüpheli ölümü ve şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmasında kadınların mücadelesinin ve takibinin önemine ilişkin konuştuk.
‘Bilgi kirliliği yaratıldı’
Aydın Kadın Platformu adına konuşan Necla Alikoç, Bahar Taş’ın ölümünün üzerinden 40 günü aşkın süre geçtiğini belirterek, olayın ilk gününden itibaren soruşturmanın seyrini etkileyebilecek ciddi bir bilgi kirliliğiyle karşı karşıya kaldıklarını vurguladı.
Henüz resmi bir rapor ya da bilgilendirme yapılmadan “kalp krizi” ve “karbonmonoksit zehirlenmesi” gibi iddiaların ortaya atıldığını ve bu yönde haberler yapıldığını belirten Alikoç, bunun adli sürecin tarafsızlığını zedeleyen bilinçli bir algı operasyonu olabileceğini düşündüklerini ifade etti.
Soruşturmanın hâlâ etkin bir şekilde yürütülmediğini dile getiren Alikoç, “Olayın gerçekleştiği mekanın özellikleri ve şüpheli durumlar göz önünde bulundurularak tüm deliller titizlikle toplanmalıdır. Tanıklar derhal dinlenmeli, soru işaretleri giderilmelidir. Delil karartma ve kaçma şüphesi bulunan kişiler bu aşamada tutuklanmalıdır” diyerek platformun taleplerini sıraladı.
Aydın Kadın Platformu olarak süreci takip etmekten vazgeçmeyeceklerini belirten Alikoç, “Bahar Taş’a ne oldu sorusunu 40 günü aşkın bir süredir soruyoruz. Bahar’ın ölümünün aydınlatılmasını istiyoruz. Bu sadece ailesi için değil, tüm kadınlar için bir haktır. Şüpheli ölümlerin üzerinin örtülmesini ve bunun sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz” dedi.
Kadın ölümlerinin “şüpheli” denilerek zamana bırakıldığını ve çoğu zaman dosyaların kapatılmaya çalışıldığını belirten Alikoç, “Biz bu senaryoyu Gülistan’dan, Rojin’den, Şule Çet’ten ve kaybettiğimiz tüm kız kardeşlerimizden biliyoruz. Aydın Kadın Dayanışma Platformu olarak bir kız kardeşimizi daha kaybetmemek için ‘Bahar Taş’a ne oldu?’ sorusunu sormaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘İntihar denilerek kapatılmak istenen çok sayıda vaka var’
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonlarından Zeliha Taşkıran ise kadın ölümlerinin önemli bir kısmının “intihar” ya da “kaza” olarak kayıtlara geçirildiğine dikkat çekti.
“Yüksekten düşme, ateşli silahla kazara vurulma ya da evde yalnızken yaşamını yitirme gibi açıklamalarla üzeri örtülmek istenen pek çok olay var. Bu nedenle bu vakalar ‘şüpheli kadın ölümleri’ olarak anılıyor” diyen Taşkıran, Bahar Taş’ın ölümünün de bu örneklerden biri olduğunu ve hâlâ aydınlatılmadığını söyledi. Taşkıran, daha otopsi raporu çıkmadan “kalp krizi” yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, “Şüpheli bir ölüm, daha en başından doğal ölüm gibi gösterilmek istendi” dedi.
Benzer bir sürecin Rojin Kabaiş’in ölümünde de yaşandığını ifade eden Taşkıran, otopsi devam ederken “intihar” iddialarının ortaya atıldığını ancak sonuçların bunu doğrulamadığını vurguladı. “Bu durum bize bir kez daha şunu gösteriyor: İntihar denilerek kapatılmak istenen pek çok ölüm, gerçekte aydınlatılmamış kadın cinayetleri olabilir” diye konuştu.
Şüpheli kadın ölümlerinde dikkatli bir inceleme yapıldığında çok sayıda çelişkinin ortaya çıktığını belirten Taşkıran, Kabaiş’in “intihar ettiği” iddia edilmesine rağmen bedeninin akıntının ters yönünde bulunmasının buna çarpıcı bir örnek olduğunu söyledi. Bu tür çelişkilerin, olayların derinlemesine araştırılması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
‘Kadın cinayetleri sistematik bir sorundur’
Eşitlik İçin Kadın Platformundan Hülya Gülbahar ise kadın cinayetlerinin münferit değil, politik ve sistematik bir sorun olduğunu vurguladı. Bu politik niteliğin cinayetlerin öncesinden başlayarak yargı süreçlerine kadar uzandığını belirten Gülbahar, kadın ölümlerinin “şüpheli” olarak kayda geçirilmesinin bile başlı başına bir mücadele konusu haline geldiğini söyledi.
Bahar Taş örneği üzerinden konuşan Gülbahar, birçok vakada ölümlerin “kaza”, “intihar” ya da “zehirlenme” gibi gerekçelerle hızla kapatılmaya çalışıldığını belirtti. Kadın hareketinin müdahalesinin bu noktada hayati olduğunu vurgulayan Gülbahar, Şule Çet’in ölümünü hatırlatarak, “Kadın hareketi olmasaydı bu ölüm intihar denilerek kapatılacaktı” dedi.
Geçmişte yaşanan bir vakayı da hatırlatan Gülbahar, 2010 yılında “Eşekten düşerek öldü” denilerek aceleyle defnedilen bir kadının mezarının yıllar sonra açıldığını ve tüfekle vurularak öldürüldüğünün ortaya çıktığını aktardı. İstanbul’da 22 yaşındaki Şair ve Müzisyen Cemre Nehir Karain’in ölümünün de şüpheli olduğunu belirten Gülbahar, Aleyna Çakır dosyasının da hâlâ tartışmalı olduğunu ifade etti.
Birlikte mücadele, adaletin anahtarı
Gülbahar, soruşturma süreçlerinin titizlikle ve toplumsal cinsiyet perspektifiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kadın örgütlerinin sürece dahil olmasının, delillerin toplanmasından tanıkların ifade vermek için cesaretlendirilmesine kadar birçok aşamada kritik rol oynadığını söyledi. Gülbahar, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet davalarının kolektif takibinin, bu suçların bireysel değil sistematik bir sorunun parçası olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı.
Yasal düzeyde bazı iyileştirmeler yapılsa da uygulamada ataerkil kalıpların sürdüğünü belirten Gülbahar, hukuk, eğitim, medya ve diğer kurumların bu sistemi pekiştirdiğini söyledi. Bu nedenle kadınların bireysel değil, kolektif mücadele yürütmesinin hayati olduğunu vurguladı.
Davaların birlikte takip edilmesinin yalnızca adaletin sağlanmasına değil, aynı zamanda yeni suçların önlenmesine de katkı sunduğunu belirten Gülbahar, haksız tahrik ve iyi hal indirimleri gibi uygulamaların bu sayede daha görünür hale geldiğini ifade etti.
Kadınların maruz kaldığı diğer bir mağduriyete de dikkat çeken Gülbahar, sistemin, mağdurları yalnızlaştırmayı hedeflediğini, kolektif mücadelenin ise bu yalnızlığı kırdığını söyledi.
Son olarak Gülbahar, kadınların birlikte hareket etmesinin erkek egemen sisteme karşı güçlü bir politik duruş olduğunu belirterek, “Kadın kadının yurdudur” anlayışının bu mücadelenin temelini oluşturduğunu ifade etti.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Aydın Barosu adliye önünden seslendi: Bahar Taş'a ne olduğu aydınlatılsın
Aydın Barosu, Aydın Adalet Sarayı önünden Muğla’nın Milas ilçesinde şüpheli şekilde ölü bulunan Bahar Taş’a ne olduğunun aydınlatılması için etkin soruşturma çağrısı yaptı.
Eskişehirli kadınlar Bahar Taş için sokağa çıktı: 'Gerçek ortaya çıkana kadar susmayacağız'
Eskişehir Demokratik Kadın Platformu, Bahar Taş’ın Milas’ta şüpheli ölümüne ilişkin sürecin şeffaf yürütülmesini istedi: 'Bahar Taş'a ne oldu?' sorusunun yanıtını lana kadar mücadele edeceğiz.
Bahar Taş’ın şüpheli ölümünde soruşturma derinleştirilmiyor, deliller toplanmıyor
Bahar Taş’ın ölümüne dair soru işaretleri giderilmedi. Ailenin avukatı ve kardeşi soruşturmadaki yavaşlığa ve delillerin hızla toplanmamasına dikkat çekti.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























