Kadın işçilerin ‘Asgari ücret’ beklentileri: Kuru ekmek değil, insanca yaşamaya yetecek ücret!
Asgari ücretli kadın işçiler, asgari ücretin insanca yaşanacak bir seviyeye yükseltilmesinin kadınlar için ‘insan’ olduğunu hissetmenin kriteri haline geldiğini anlatıyorlar.

2017 yılında çalışan nüfusun yüzde 35’i asgari ücret alıyordu. Bugün ise 15 milyonluk ücretli çalışanın yarıdan fazlası asgari ücrete çalışıyor. Kayıt dışı ve asgari ücret altında ücrete çalışmaya zorlanan milyonları da katınca işçilerin büyük çoğunluğu kuru ekmeğe çalışıyor. Artan enflasyon karşısında eriyen ücretler ve düşen alım gücü nedeniyle işçiler aileleriyle birlikte sağlıklı beslenme bir yana doyacak kadar bile ücretten mahrum.

Asgari ücret daha önceki yıllardan çok daha fazla, çok daha geniş kesimlerce tartışılıyor bu dönem. Enflasyonun üç haneli sayılara çıktığı, pazarın marketin yandığı, ekmekten kahveye, pedden tuvalet kağıdına, sütten sebzeye her şeyin el yaktığı, geçim kaygısının kitleselleştiği böyle bir dönemde, hele de asgari ücret ülkede ortalama ücret haline gelmişken kadınların da en önemli gündem maddelerinden biri bu.

Kadın erkek tüm ücretli emek için temel talep asgari ücretin insan onuruna yakışır bir ücret düzeyine yükseltilip, asgari ücretlinin taşıdığı vergi yükünün kaldırılması. Kadın emekçiler için ise asgari ücretin düzeyi özellikle önemli, çünkü kadın işçilerin dörtte biri asgari ücret bile alamıyor, asgari ücret civarında ücretle çalışan kadınların oranı yüzde 60.

Kadınlar için asgari ücretin bile lüks haline gelmesi istihdam alanının cinsiyetçi yapısı ile iç içe bir durum. Kadınların “ek gelir getirenler” olarak konumlandırılması, ev içi yüklerin esas sorumlusu olarak görülmeleri aldıkları ücretin düşüklüğünün nedenlerinden biri. Bir yandan hanelerin tek ücretle ayakta kalmasını imkansızlaştıran geçim sorunu büyürken, kadınlar da gelir getirici işlere daha fazla yöneliyor, aynı dönemlerde işsizliğin de artışıyla piyasalardaki her işe ve koşula razı olmak zorunda bırakılan kadın işçilerin payına daha niteliksiz, tekrara dayalı, düşük ücretli işler düşüyor. Kadınlara layık görülen işler böyle olduğu için geçim yine olanaksızlaşıyor.

Ankara ve İzmir’de görüştüğümüz asgari ücretli kadın işçiler asgari ücretin insanca yaşanacak bir seviyeye yükseltilmesinin kadınlar için yalnızca “geçim”in değil, yanı sıra “insan” olduğunu hissetmenin de kriteri haline geldiğini anlatıyorlar. Kadınlar, asgari ücret talebini açıkladıkları açlık sınırına yakın belirleyen sendikalara ise öfkeliler ve hesap soruyorlar: Türk-İş başkanı bana ve kendi bünyesinde örgütlü işçilere bir açıklama yapsın. Nasıl yaşayacağız...


TÜRK-İŞ KİMİ TEMSİL EDİYOR?

Ofis çalışanı bir kadın

Ankara

Türkiye’nin en büyük sendikası Türk-İş açıklama yapmış. Asgari ücret 7 bin 785 lira olsun demiş. Oysa yakın zamanda yine Türk-İş kendi yaptığı açıklamada açlık sınırı 7 bin 425, yoksulluk sınırı 25 bin demişti. Türk-İş kendi açıkladığı açlık sınırında bir artış beklerken kimi temsil ediyor anlamadım. İşçilere sordu mu? Genel Başkan Atalay işveren temsilcisi de biz bilmiyor muyuz yoksa? Ben 5 bin 500 lira maaş alıyorum. Sekiz senedir doğal gazımı aynı PTT’den alırım. Bu ay 2 bin liralık gaz aldım çünkü bir ay ancak yetiyor ve en düşükte yakıyorum. Çalışan bir kadın diyor ki ‘Geçen sene 300-500 liralık gaz yeterken bu sene 2000’e çıktı. Nasıl yaşayacağız vallahi bilemedik.' Benim yerime de üzüldü sanırım. Türk-İş başkanı bana ve kendi bünyesinde örgütlü işçilere bir açıklama yapsın. Nasıl yaşayacağız...


CUMHURBAŞKANI ‘DAHA AZ ALIYORSAN, BİZE OY VERME’ DEMİŞTİ

Kamu işçisi bir kadın

Ankara

İşçinin, emekçinin sırtından geçinen insanlar asgari ücreti belirleyecek ve biz ‘Bu ücretle bir yıl boyunca nasıl geçineceğiz?’ sorusuna kamu işçileri olarak hemen hemen her gün bir cevap arıyoruz. Her gün neye zam geldi, kime hangi fatura, ne kadar geldi konusunu konuşuyoruz.

Asgari ücretin belirleneceği bugünlerde, enflasyon sabit durmadığı sürece asgari ücrete yüzde 50 zam olsa bile işçinin, emekçinin cebine yansıyan bir şey olmayacak. Çünkü bugün asgari ücret belirleniyor, ertesi gün zam yapılıyor. Açıklanan enflasyon rakamlarının gerçek olmadığını pazarda, markette zaten net görüyoruz. Eğer asgari ücret belirlenecekse dört kişilik ailesiyle birlikte, alım gücüyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Marketler, pazar her şey ateş pahası, faturalar ise geçen seneden bu yana kat ve kat artışla kendi rekorunu kırıyor. Asgari ücret artsa ne olacak? Yeni yılda yeni zamlarla eriyip gideceğini çok net biliyoruz. Maaşlar artsa bile maaşlarının yarısı vergilere gidiyor, yılın altı ayı vergiye kesiliyor. Devlet verdiği zammı geri alıyor, bordrolarımıza bakınca maaşlarımızın yarısının vergiye gittiğini görüyoruz. İşçiler ve emekçiler olarak maaşlardan alınan verginin en aza indirilmesini talep ediyoruz. Bir kamu işçisi arkadaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir videosunu izlemiş. “Sekiz yıl önce aldığı ekmek, süt, peyniri, yumurtayı bugün daha az alıyorsan bize oy verme’ demiş. Cumhurbaşkanını dinleyerek, sandıkta daha mantıklı davranarak gereken yapacağız. Bir daha da benden oy alamaz” diyor.


ÖNCE ZAMLARI DURDURSUNLAR

Özel bir kolejde çalışan yemekhane görevlisi kadın

Ankara

Asgari ücret yükselince ne olacak? Benzin fiyatları düşmeyince hiçbir ürünün fiyatı düşmez. Her şey ulaşımla sağlanıyor, marketler de ürünler düşecek diyorlar, benzin fiyatları düşmeyince market fiyatları da düşmez. Asgari ücret alım gücüne bağlı. Asgari ücret TEFE TÜFE’ye göre artacaksa o zaman diğer şeyleri artırmasınlar ki bir anlamı olsun. Şu anda on binde olsa eğer diğer ürünlere zam gelecekse alım gücümüz aynı olacak, zamları durdursunlar önce.


GIDAYA KİRAYA ZAM YAPILMASIN

Hastane mutfak çalışanı

Ankara

Asgari ücretliler olarak hiçbir şeye ulaşamıyoruz. Asgari ücrete zam yapıldığında alacağımız gıda ve diğer ihtiyaçlara da zam yapıldığı için hiçbir değişiklik olmuyor bizler açısından. Biraz birikim yapmak istesek yapamıyoruz ve üstelik dahası ek hesaplara, eksi hesaplara giriyoruz. Örneğin iki çocuklu ailede bir kişi çalışıp hem kira hem evin giderleri hem çocukların ihtiyaçları nasıl karşılayacak?

Asgari ücrete zam verildiği zaman insanların ihtiyaç duydukları en önemli ihtiyaçlara yani gıdaya ve kiralara zam yapılmasın, fahiş fiyatlar yapılmasın, haksız kazanç sağlanmasın.


TEMEL GİDERLERİMİZ EN AZ 8 BİN LİRA

Asgari ücret alan ofis çalışanı bir kadın

Ankara

Türkiye’de açlık sınırı 7 bin lirayı geçmiş, açıklanan resmi enflasyon oranı bile yüzde seksendört civarından asgari ücrete yapılan zammın anlamı nedir? Açlık sınırının bile asgari ücreti aştığı bir zamandayız. Gıda, giyim, kira, elektrik, su, doğalgaz, ulaşım, eğitim, sağlık gibi insani yaşama koşullarını sağlayacak bir artış üzerinden konuşulmadıkça, asgari ücret, asgari yaşam şartlarını karşılayamaz. Ev kiralarının 5 bin lira, doğalgazın 1500 lira olduğu, elektrik ve telefon gibi sabit giderler de eklendiğini düşündüğümüzde aylık 8 bin lira sabit giderlerin olduğu bir ekonomide asgari ücretin en az 13 bin lira olması gerekmektedir.13 bin liranın da açlık sınırı olduğunu düşünmekteyim. Yoksulluk sınırı ise dört kişilik bir aile için 25 bin lira civarında. Ancak bu şekilde çocukların eğitimlerini sürdürebilecekleri aşikardır. Okul servis ücreti üç çocuklu bir ailenin neredeyse eğitim hakkının bile önüne geçmektedir. ‘Çok çocuk yapın’ diyerek nüfusu artırmayı planlayan hükümetin ailelerin yoksulluk sınırının da altında ücretlerle yaşayamadıklarını görmeleri gerekiyor.


İŞÇİNİN HAKKINI SAVUNMAYA SON MODEL ARABALARLA GİDİYORLAR

Gimat’da çalışan bir kadın işçi

Ankara

Sırf ekmek ve çorba yiyen komşularım var benim. Ekmek olmuş 4 lira. Asgari ücret 7 bin 900 8 bin lira arası olur, daha üstünü yapmazlar, yapsalar da Aralık ayından sonra zamlar gelmeye başlayacak, sevinmemek lazım. Hiçbir şey alamaz olduk. Ara sıra makarna yerdik, şimdi haftanın üç günü makarna yiyoruz, ete, sebzeye paramız yetmediğinden. O kadar yıl emek vermiş, okumuş bir mühendisin bile asgari ücretle çalıştığını biliyorum. Yazık değil mi o insana, verdiği emeğe, ailesine. İşçinin hakkını savunmaya gidenler son model arabalarla geliyorlar. İşçinin hakkını savunmaya giden son model arabalara binen insanlar asgari ücretle yaşayanın halinden anlar da ona göre bir fiyat teklifi sunabilir mi? Bu yaşadığımız adil değil! Daha asgari ücret açıklanmadan her şeye zamlar yağıyor. Fiyatı nasıl belirleyecekler bilemiyorum.


YOKSULLUK NEDİR BİLİYORLAR MI?

Özel yurtta çalışan bir kadın içi

Ankara

Asgari ücreti artırmasınlar çünkü verecekleri üç kuruş artış olacak ama her şeye bir dünya zam verecekler. Zaten asgari ücreti belirleyenler de işin başka yanı. Bizim halimizden ne anlar onlar. Yokluk yoksulluk nedir biliyorlar mı da bizi yokluğa, açlığa mahkum ediyorlar. Aldığımız maaşın adı var kendi yok. Daha almadan bitiyor zaten. Kredi kartlarıyla ay sonunu zor getiriyoruz, sonra aldığımız maaşı da karta ödüyoruz. Ayrıca gerçekten insanlarla dalga geçiyorlar. Kiralar, faturalar almış başını gidiyor hala. 7 bin 500 yada 10 bin lira verseler bile geçinmek zor. Baştan söylediğimi tekrar söyleyeyim. Gölge etmesinler başka ihsan istemem yani hiçbir şeye zam vermesinler ne gelire ne gidere.


TÜRK-İŞ BAŞKANI HESABI MECLİS LOKANTASINA GÖRE Mİ YAPTI?

Sağlık işçisi bir kadın

İzmir

Askeri ücrete çalışan milyonlarca kadın var. Ülkede geldiğimiz süreçte işçi memur demeden herkes en büyük toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin asgari ücret görüşmeleri olduğunu düşünüyor. Asgari ücret 5.500 TL iken yüzde yüz zam yapılsa ne olur ki, kira bedelleri, market alışverişleri, pedlerden peçetelere, yiyecekten içeceğe, elektrik faturandan su faturasına gelen zamlar belli. Yoksulluk sınırı altında aldığımız ücretin neresinden tutalım, nasıl yaşayalım?

Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın kırmızı çizgi olarak açıkladığı ücret kabul edilebilir değil. Ha bu rakam meclistekilerin meclis lokantasında yedikleri üzerinden hesap edildi ise haklılar. Ben meclisi halkın et aldığı kasaplara davet ediyorum. Ben insanca yaşam koşulları ve yoksulluk sınırının altında kalmadığımız bir ücret talep ediyorum.


AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARINDA EZİLEN EMEKÇİLERİN HAKKI BU MU?

Plastik işçisi bir kadın

Eskişehir

Asgari ücrete zam zamanı geldi çattı, Şimdi nasıl da ferahladık değil mi? Artan asgari ücret elimize geçmeden ekmek üç liradan dört liraya yükseldi. Su öyle, gıda öyle, faturalar zaten ortada. Her fatura geldiğinde gözlerimiz yuvalarından çıkıyor. 3 kişilik küçük bir ailenin pazar masrafları, faturalar, çocuğa okul harçlığı, alışveriş masrafı derken elde avuçta hiçbir şey kalmıyor. Pazardan eve geldiğimde aldıklarımı dolaba yerleştirirken bir bakıyorum üç yüz lira gitmiş, sonra dönüp dolaba bakıyorum yine bomboş.

Bizler zaten açlık sınırı altında ücretlere reva görülen işçiler değil miyiz? Açlığa devam. Okula giden çocuklarımıza bir öğün ücretsiz yemek çıkması gerekirken, kantin fiyatlarının bu kadar uçuk olduğu bu dönemde çocuklarımızı bile doyuracak gücümüz yokken hadi sevinelim kardeşlerim!

DİSK asgari ücret on üç bin iki yüz olsun diyor, Türk-İş de pazarlığı yedi bin sekiz yüz liradan açıyor. Daha karnımızı doyuramıyorken faturalarımıza mı yetireceğiz bu parayı. Eğitim sağlık her şey dünya para. Ha unutmadan bir de vergi dilimi var hani en büyük vergiyi asgari ücretli çalışanlar ödüyor ya bu ülkede. Sevgili kardeşlerim bence aldığımız ücreti “asgari ücret” olarak belirlemek en büyük soygundur. Bizler insanca yaşayabilmek istiyoruz, fakat bu isteğimizi gerçekleştirebilmek için bu düşük ücretler kesinlikle yeterli değil. Asgari ücretliyi ezen bu pazarlıkları belirleyenlere sesleniyorum: Bu kadar ağır çalışma koşullarında ezilen biz emekçilerin hakkı bu mu?

Bu soygun, sömürü düzenini destekleyenler ve bundan pay çıkaran patronlar işçileri bu kadar ezerken bundan tek kurtuluş yolumuz mücadele ve dayanışma olacaktır.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Bakırköy’de kadınlar cevapladı: Asgari ücret 10 bi...

Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kamuoyunun asgari ü...

Çağrı merkezinde asgari ücret tartışması

Günleri aralıksız bir telefondan öbürüne bağlanarak, neredeyse hiç dinlenmeden konuşmak zorunda kala...

Asgari ücret, asgari yaşamlar

Bizi bu şartlarda çalıştıran patronlar ve hükümet asgari ücrete karar verecekler. Sendikalar yine se...