İzmir Kadın Platformu: Halep'teki saldırılar kadınların mücadelesini hedef alıyor
İzmir Kadın Platformu, HTŞ ve ona bağlı cihatçı grupların Halep’e ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki göstermek için basın açıklaması yaptı.

İzmir Kadın Platformu, HTŞ ve ona bağlı cihatçı grupların Halep’e ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki göstermek için yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Alsancak ÖSYM önünde toplanan kadınlar sık sık “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları attı. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklamasında basın metnini İzmir Kadın Platformu adına Newroz Çelik okudu.

Bugün katliamlara sessiz kalmamak, kadınların yaşam hakkını savunmak ve Rojava’ya uzanan cihatçı kuşatmaya ve kadınların özgür yaşam iddiasını hedef alan savaş politikalarına karşı ses çıkarmak için toplandıklarını belirten Çelik, “İzmir Kadın Platformu olarak, başta Halep olmak üzere Suriye’de süren katliamları, kadınlara yönelik işkenceyi, zorla göç ettirme ve demografik yapıyı değiştirmeyi hedefleyen saldırıları büyük bir öfke ve kaygıyla takip ediyoruz” dedi.

'Bu saldırılar örgütlü bir savaş politikası'

Son günlerde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarda sivillerin, özellikle kadınların doğrudan hedef alındığını vurgulayan Çelik, “Yaşananlar bir çatışma ya da bir güvenlik sorunu olarak açıklanamaz. Bu saldırılar; Kürt halkını, kadın özgürlük mücadelesini ve Rojava’da kadınların öncülüğünde kurulan siyasal ve toplumsal kazanımları tasfiye etmeyi hedefleyen örgütlü bir savaş politikasıdır” ifadelerini kullandı.

Kadınlara yönelen bu vahşetin münferit değil halkların iradesini kırmayı, birlikte yaşam koşullarını yok etmeyi ve direnişi bastırmayı hedefleyen bilinçli bir politika olduğunu söyleyen Çelik, “Bu saldırılar aynı zamanda bir ideolojik saldırıdır. Kadınların öncülüğünde gelişen, eşitlikçi ve çok halklı yaşam pratiği cihatçı, selefi ve erkek egemen anlayış için en büyük tehdittir. Bu nedenle kadınların kurduğu mücadele alanları ve kazanımlar sistematik biçimde hedef alınmaktadır” diye konuştu.

Kadınların özgürlük mücadelesinin bombalarla, işkenceyle ve katliamlarla susturulamayacağını ifade eden Çelik, “Halep’te Kürt mahallelerine yönelik bu saldırılar, yalnızca Halep’le sınırlı değildir. Yaşananlar, Rojava’ya yönelik cihatçı-selefi saldırganlığın denemeleridir. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de hedef alınan, aynı zamanda Rojava’da kadınların öncülüğünde kurulan özgür yaşam alanları, öz yönetim deneyimleri ve kazanımlardır. Halep’te denenen bu saldırının bir sonraki hamlesinin Rojava’ya yöneldiğini biliyoruz. Bu saldırganlık, yalnızca bölgesel dinamiklerle açıklanamaz. Bu saldırı uluslararası bir planın parçasıdır” dedi.

'Suriye’de saldırılar son bulmalıdır'

Bu katliamcı politikaların Türkiye’deki AKP–MHP iktidarının açık siyasi ve lojistik desteğiyle yürütüldüğünü belirten Çelik, “Saldırıların tarihi fırsat olarak tanımlanması ve Kürt halkına yönelik düşmanlaştırıcı dil, apaçık bu saldırıların niyetini göstermektedir. Bu saldırıların açık siyasi zeminidir.

Ancak sorumluluk yalnızca bölgesel aktörlerle sınırlı değildir. Bu katliamcı politikalar, emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki müdahalelerinden bağımsız değildir. Filistin, katliamlar yoluyla Filistinlilerden arındırılmaya çalışılmıştır. Bugün İran’da halkın toplumsal direnişi, emperyalist saldırganlıkla kuşatılmak istenmektedir. ABD’nin Venezuela’da yürüttüğü politikalar ve Latin Amerika ülkelerine yönelik tehditleri, emperyalizmin halkların iradesine karşı süreklileşen saldırganlığını açıkça göstermektedir. Yaşananlar, küresel ölçekte derinleşen bir savaş sürecinin, üçüncü dünya savaşının ayak sesleridir” ifadelerini kullandı.

“İzmir Kadın Platformu olarak; uluslararası kurumları, kadın örgütlerini ve demokratik kamuoyunu; cihatçı yapılara, onları destekleyen bölgesel iktidarlara ve emperyalist güçlere karşı sorumluluk almaya çağırıyoruz. Kadınların özgür olmadığı bir yerde barış olmaz” diyen Çelik son olarak taleplerini sıraladı: "Suriye’de saldırılar derhal durdurulmalıdır. Çatışmaların etkisindeki mahallelere insani koridor açılmalıdır. Rojava’ya yönelik saldırılar son bulmalıdır. Kadınların kurduğu mücadele alanları ve kazanımlar güvence altına alınmalıdır. Savaş suçları bağımsız uluslararası mekanizmalarca soruşturulmalı, failler yargılanmalı ve cezasızlığa son verilmelidir. Emperyalist müdahalelere son verilmelidir."

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
HTŞ'nin 'Adalet Bakanı'nın iki kadının infazında idam hükmünü okuduğu ortaya çıktı

Şam'daki HTŞ yönetiminin 'Adalet Bakanı' Şadi el Veysi'nin İdlib'de iki kadının infaz edildiği esnada idam hükmünü okuduğu ortaya çıktı. HTŞ yönetimi olaya dair videoların gerçek olduğunu kabul etti.

Suriyeli Meryem: HTŞ istediğimiz özgürlüğü sağlamayacak

'Alevi ve Sünni fark etmeksizin. Suriye’nin bütün bölgelerinde insanlar güvende ve rahat yaşasınlar istiyoruz. Savaş istemiyoruz.'

Diyarbakır’da Rojava ve Filistin için açıklama: Kadınlar barış istiyor

Şiddetle Mücadele Ağı öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, Rojava ve Filistin’e yönelik saldırılara karşı Diyarbakır Adliyesi önünden ‘Savaş istemiyoruz’ diye seslendi.


Editörden