Emek Partisinin çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanında devam eden grev ve direnişlerden kadın işçiler, “Yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı mücadelemiz var” şiarıyla Mecliste bir araya geldi.
Buluşmaya Digel Tekstil, Şık Makas, Tapeten Mensucat, Smart Solar ve GM Teknik işçilerinin yanı sıra Kayseri’den Sağlık-İş üyesi emekçi kadınlar katıldı. Ayrıca Eski Almer Tekstil ve Eski Nova Kalıp işçisi kadınlar da buluşmada yer aldı.
Kadın işçiler, ağır çalışma koşullarına, düşük ücretlere, işyerlerinde maruz kaldıkları ayrımcılığa ve artan yoksulluğa karşı ortak mücadele vurgusu yaptı. Buluşmada, örgütlü mücadelenin ve dayanışmanın kadın işçiler açısından bir tercih değil, zorunluluk olduğu ifade edildi.
'Mücadele etmek kadınlar için hayatta kalma kavgasıdır'
Açılış konuşmasını yapan Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, atölyelerden, fabrikalardan ve işyerlerinden türlü zorluklarla mücadele ederek gelen kadın işçilerin dayanışmasını selamlayarak konuşmasına başladı. Erdoğan-Şimşek programının kadınların sadece hayatlarındaki yoksulluğu değil; şiddeti, eşitsizliği ve hukuksuzluğu da derinleştirdiğini şu şekilde ifade etti:
“Bize dayatılan bu programla mücadele etmek, kadınlar için bir hayatta kalma kavgasıdır. ‘aile on yılı’ programını dayatanlar, yoksulluğumuzun aile içinde derinleşmesini ve şiddetin görünmez kılınmasını istiyor. Ama siz baş eğmediğinizi gösteriyorsunuz. Ortaya koyduğunuz mücadele sadece kendi fabrikanız için değil; memleketin her yerinde ‘Bu eşitsizliği, bu yoksulluğu, bu şiddeti nasıl değiştireceğiz?’ diye soran kadınlar için bir güvence. Kadınların tek güvencesi, birlikte mücadelesidir. Bu güvenceyi bir kez daha büyütmek ve hissettirmek için yan yanayız.”
Dünyanın emperyalizm tarafından savaşa sürüklendiği koşullarda bir araya geldiklerini vurgulayan Karaca, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Emperyalist savaşın baş mimarlarının, bizim yoksulluğumuzun ve işsizliğimizin de baş mimarı olduğunu biliyoruz. Bölgeyi kan gölüne çevirenler, işçileri yoksulluğa mahkûm edenler, ‘demokrasi getiriyoruz’ diyerek ölüm ve yıkım getirenler aynı odaklardır. Bu yüzden sömürünün, zulmün ve savaşın bağlarını değil; kız kardeşliğimizin ve ortak mücadelemizin bağlarını güçlendirmek kadınların elindedir.”
'410 gün geçirdik bir 410 gün daha direniriz'
Karaca’nın ardından konuşan 7 yıllık Digel Tekstil işçisi Bahar Tunçer ise, düşük ücrete ve insan onuruna yakışır koşullarda çalışmak için nasıl bir mücadele yürüttüklerini şöyle anlattı: “Diger Tekstil, Almanya’daki kadın işçilere gördüğü hakkı bize çok görüyor. Bu koşullara karşı çıktığımız için kodlarla işlerimizden atıldık. Hem insanca yaşamak hem de kadın onuruna yaraşır bir çalışma istedik, o yüzden sendikalaştık. Yetkiyi aldık ancak itiraz edildi. Biz patronun cebine ortak olmak istemiyoruz, insanca çalışma istiyoruz. Bir an önce masaya oturmasını istiyoruz.”
'Direnmekten, sendikalı işçiler olmaktan, mücadeleden başka çaremiz yok.'
Bir diğer Digel işçisi Rumeysa Kişi ise, Digel’de kadın işçilerin yalnızca ücret artışı için değil, kadın onuruna yaraşır çalışma koşulları için de sendikalaştıklarını anlattı. Ege Serbest Bölgesi’nde yağmur, soğuk demeden kararlılıkla direndiklerini belirten Kişi, süreci şöyle aktardı:
“Sadece sefalet ücretine karşı değiliz; kadın onuruna yakışmayan sorunlarımız da var. Sendikamız TEKSİF ile birlikte bir rapor hazırladık. Taciz, kadınların her alanda yaşadığı ama çoğu zaman görmezden gelinen bir sorun. Çünkü bunu dile getirdiğinizde ‘baban işine göndermez’, ‘kocan işten alır’ ya da ‘sen bir şey yapmışsındır’ deniliyor. Oysa biz taciz edilmek için hiçbir şey yapmıyoruz; onurumuzla çalışmaya geliyoruz. Yöneticiler hem emeğimiz hem de bedenimiz üzerinde hak sahibi olduklarını düşünüyor. En büyük kazanımımız, mücadelemizin diğer kadın işçilere ulaşması oldu.”
Digel işçilerinin ardından Tokat Şık Makas işçisi Sare Karaca söz aldı. Tokat Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük kot ihracatçılarından biri olan Şık Makas’ın, işçilere 2–3 ay boyunca maaş ödemediğini, ardından üretimi iş gücünün daha ucuz olduğu Mısır’a kaydıracağını açıklayarak fabrikada üretimi durdurduğunu aktardı.
7 Ekim 2025’te iş bırakan işçilerin toplu şekilde Kod 22 ile, tazminatsız olarak işten çıkarıldığını belirten Karaca, süreci şöyle anlattı:
“Kazanacağımız konusunda hiçbir zaman şüphemiz olmadı. İki buçuk aylık birikmiş maaşlarımızı aldık, işsizlik maaşı hakkımızı kazandık, Kod 22 kaldırıldı. Şimdi geriye tazminatlarımız kaldı. Direniş çadırımızı da yıktılar. Ama bütün haklarımızı alana kadar direneceğiz.”
'Yalnızım ve tek kadınım, vazgeçmeyi düşünmüyorum'
Ankara Sincan’da faaliyet gösteren Tapeten Mensucat fabrikasında insanca yaşam ve çalışma koşulları için TEKSİF’te örgütlenen işçilerden Nesrin Uykur, fabrikada direnişi sürdüren üç işçiden tek kadın işçi olarak mücadeleye devam ediyor. Yaşadıkları baskılara rağmen kararlılıkla direndiğini belirten Uykur, süreci şöyle anlattı:
“Uğradığımız mobbing, bazı arkadaşlarımızın bizi yalnız bırakması ve içeridekilerin sendikadan istifa etmesi nedeniyle greve üç kişi çıkabildik. Hem çalışma şartları hem de ücretler yeterli olmadığı için uzatılan eli tuttuk. Hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Bizi zorlayan çok şey vardı; çocuk, kira, geçim derdi… Ardına sığınabileceğimiz pek çok bahane vardı. Ama biz güçlü olduk, vazgeçmedik. Direnmeye devam ediyoruz.”
“Grev kırıcılığına izin vermedik, gücümüz birliğimizden gelir dedik'
Gebze’de faaliyet gösteren Smart Solar fabrikasında işçiler, yüzde 6’lık zam teklifine karşı Ekim 2025’te greve çıktı ve kazanım elde etti. Grev sürecini anlatan işçi Arzu Doğan, patronun geri adım atmadığını ancak işçilerin de dağılmadığını vurgulayarak, “Patronlar vazgeçmedi. Grevi bırakmamız için içimizden arkadaşlarımızı kandırmaya çalıştılar. Ama 260 kişi olarak davamızdan vazgeçmedik. Grev kırıcılığına izin vermedik. Gücümüzün birliğimizden ve mücadelemizden geldiğini söyledik” dedi.
Smart Solar işçilerinden Zuhal Şen ise, “2022’de gerçekleştirdiğimiz işgal eylemiyle Türkiye işçi sınıfı tarihine adımızı yazdırmıştık. Bu grevle bir kez daha örnek olduğumuzu gösterdik. Tarihe bir paragraf da olsa yazdırdık. Siz kız kardeşlerim umudunuzu yitirmeyin; umudu yitirdiğiniz gün her şey bitiyor. Biz bitirmiyoruz” sözleriyle dayanışma ve umut çağrısı yaptı.
'Uzun çalışma saatleri hayatımızı kısıtlıyor'
Kayseri’de görev yapan kadın sağlık emekçileri, uzun çalışma saatleri ve özlük haklarındaki eşitsizliklere dikkat çekerek çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etti. Sağlık kurumlarında görev yapan kadın işçiler, aynı işi yaptıkları memur statüsündeki çalışanlarla aralarındaki hak farklarının giderilmesini istedi. “Uzun mesailer yalnızca bedenimizi değil, hayatımızı da kısıtlıyor” diyen emekçiler, güvenceli ve eşit çalışma koşulları çağrısı yaptı.
Kayseri’de faaliyet gösteren Almer Tekstil’de 7 yıl çalışan bir kadın işçi ise asgari ücret ve ağır çalışma koşulları altında çalıştıklarını belirterek sendikalaşma sürecinde yaşadıklarını anlattı. Düşük ücretler ve artan iş yüküne karşı birlikte hareket etmeye çalıştıklarını ifade eden işçi, sürecin işten atmalarla sonuçlandığını söyledi. “Bu dünyadan çok şikâyetimiz var ama bazen karşı gelerek, bazen görmezden gelerek mücadele ediyoruz” dedi.
Eskişehir’den Eski Nova Kalıp işçisi bir kadın ise Ağustos 2025’te işten atılan 150 işçiden biri olduğunu ve aynı zamanda iş kazasında parmaklarını kaybettiğini anlattı. Yıllardır fabrikalarda çalıştığını belirten işçi, ilk kazada parmaklarını kaybettiğini ancak haklarını alamadığını söyledi: “Kazayı Eskişehir’de geçirdim. Parmaklarımı kaybettim. Buna rağmen haklarımı alamadım. Dava açtım ama çalışmak zorundaydım.”
İki yıl sonra ikinci bir iş kazası geçirdiğini belirten işçi, kazanın iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle yaşandığını vurguladı: “Sebep benim hatam değil; işyerinin iş güvenliğini tamamen yok sayması. Makinenin sensörü bile yoktu. Bizim hiçbir değerimiz yok. Yeter ki işler tıkırında gitsin, cepleri dolsun.” “Biz aynı gemideyiz” söylemine inanmadıklarını dile getiren işçi, emekçilerin ancak bir araya gelip örgütlenerek güçlü olabileceğini ifade etti.
Amasya’nın Merzifon Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren GM Teknik Cam işçisi bir kadın işçi ise patronun grevin başından itibaren grev kırıcılığı girişimlerinde bulunduğunu, süreç içinde işçilerin birliğini dağıtmaya çalıştığını anlattı.
Toplantının ardından, İzmir’de grev kırıcılık nedeniyle yargılanan Temel Conta patronunun davasının son duruşmasını takip eden Temel Conta işçileri buluşmadaki kadın işçilere mesaj iletti. Davada patronun grev kırıcılığı yaptığı mahkeme kararıyla tescillendi. Böylece İzmir’de Temel Conta patronunun uyguladığı grev kırıcılık da yargı kararıyla onaylanmış oldu.
'Haklarımız lütuf değil'
Kapanış konuşmasını yapan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, mücadele eden kadınlara teşekkür ederek sözlerine başladı. Gürkan, işçilerin “Bu bizim hakkımız, istemeyi de hak ediyoruz” sözlerinin altını çizerek, mevcut siyasal ve ekonomik düzende kolektif hakların bir “lütuf” gibi sunulmaya çalışıldığını söyledi. Emekli maaşlarından asgari ücrete, sosyal ödemelerden yargı kararlarına kadar birçok alanda hakların tek adam yönetiminin inisiyatifine bırakıldığını ifade eden Gürkan, “yoksulluk ve şiddet aynı düzenin ürünü” dedi.
'Orta vadeli program yoksulluk üretiyor'
Gürkan, 12 Eylül sonrası 24 Ocak kararlarının devamı niteliğinde olduğunu belirttiği orta vadeli program (OVP) ve kalkınma planlarının, işçiler, emekliler, küçük esnaf ve üretici köylüler için yoksulluk ve güvencesizlik ürettiğini savundu. 2024, 2025 ve 2026 bütçelerinin de aynı anlayışla hazırlandığını ifade eden Gürkan, büyümeden pay alanın emekçiler değil, sermaye çevreleri olduğunu söyledi.
Sosyal güvenlik sisteminde 2008 düzenlemesiyle aylık bağlama oranlarının düşürüldüğünü hatırlatan Gürkan, emeklilik yaşının ve asgari ücretin “yüksek” bulunduğu söylemlerine tepki gösterdi. “Bu büyümeden kimler besleniyor? Madenleri, enerji kaynaklarını bir avuç şirkete peşkeş çekenler, emek sömürüsünden kazanç sağlayanlar” dedi.
Gürkan, konuşmasını kadınların ve işçilerin örgütlü mücadelesinin önemine vurgu yaparak tamamladı. “Bu düzen değiştirilebilir. Haklarımızı lütuf olarak değil, mücadeleyle kazanılmış haklar olarak savunacağız” mesajını verdi.
Fotoğraf: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















