Depremin 11. gününden notlar | Hâlâ çözülemeyen sorunlar daha büyüklerine gebe
Depreme maruz kalan ancak depremin ilk gününden bu yana dayanışma ağlarında görev alan, özellikle de kadınlara yardım ulaştırmaya çalışan Ekmek ve Gül gruplarından kadınların aktardıkları notlar…

Depremlerin 11. gününü geride bırakırken arama kurtarma çalışmaları yerini enkaz kaldırma çalışmalarına bırakmaya başlıyor, depremin ardından günlerce yalnız bırakılan halkın öfkesi ise yakınlarını kaybetmenin ağırlığı, yaşadığı evi kaybetmenin çaresizliği ve her ihtiyacında devlet tarafından yalnız bırakılmış olmanın gerçekliğiyle katlanarak artıyor.

DEPREMİN ARDINDAN İSKENDERUN’DA KADINLARIN EN ÇOK HİSSETTİĞİ ŞEY: ‘ÖFKE’
Deprem bölgesine gönüllü olarak giden ve 6 günün ardından İstanbul’a dönen Berivan Balkay izlenimlerini aktarıyor…
‘BİZİ ÇIKARIRLARSA NEREYE GİDERİZ?’

Adana, Diyarbakır ve Antep’te korkuyla da olsa az hasarlı olan evlere geri dönüşler başladı. Her ne kadar yapılan hasar tespit kararına güven olmasa da çaresizlik ile korka korka da olsa insanlar evlerine geçiyor. Ama bu evlerin içindeki yaşam da olağan zamanlardaki gibi değil. Pijamalarla değil günlük kıyafetlerle, yatakta değil çıkış kapısına yakın koltuklarda her an evden çıkmaya hazır ve tetikte uyunuyor geceleri.

Ancak çadırların olduğu alanlar ve Adana’da TÜYAP’ta geçici barınma alanları evi yıkılmış ya da ağır hasar almış kişiler için varlığını sürdürüyor. Bu alanların sorunları ise hâlâ ilk günkü gibi.

Diyarbakır’da çadırkentte banyo çok büyük bir ihtiyaç. Kadınlar parkta bulunan tuvaletin temizliğini kendileri sağlamaya çalışsalar da tuvaletlerdeki hijyen sorunu kadınlar arasında kaygı yaratıyor. 10 gündür banyo yapamayan, iç çamaşırı bulamadığı için iç çamaşırını değiştirememiş kadınlar var. Ya da banyo konusunda şöyle bir yöntem üretmek zorunda kalmışlar: Az hasarı olan ya da görünürde hasarı olmayan binalara yıkılır mı korkusuyla dönüşümlü olarak gidip hızlıca duş alıp çıkmak. Bir yanıyla “evlerinize dönün” çağrılarının da yapılmaya başlandığı için çadırkentte kalanların “Bizi çıkarırlarsa nereye gideceğiz?” kaygısı ise büyük.

KADINLARIN YÜKÜ ÇADIRLARDA ARTIYOR

Diyarbakır’daki bu çadırkentte ise kadınlar kocalarının ya da babalarının baskısı altında. Toplumsal cinsiyet rolleri çadırların içinde de varlığını daha ağır biçimiyle sürdürüyor. Kadınlar dayanışma ağlarının bir parçası kadınlarla konuşabilmek için bile kocasından, babasından izin almak zorunda kalıyor. Çadırın içinde çay, yemek yapabilmek için koşturuyorlar.

Adana ise her ne kadar depremden yara almış bir kent olsa da diğer deprem bölgelerinin yaralarını sarma konusunda bizzat depremzedelerin harekete geçtiği de bir kent. Kadınlar, bireysel olarak konusundan komşusundan yardım toplayarak depremden etkilenmiş komşu illere bireysel arabalarıyla götürüyor. Kurulan dayanışma ağları ile toplanan yardımlar çevredeki illere ulaştırılmaya çalışılıyor.

DEPREMZEDE İŞÇİLERİN YAŞADIKLARI PATRONLARIN UMURUNDA MI?
Depremin bizde yarattığı korkunç etki devam ederken ben zor bela işten izin alabildim ama çoğu arkadaşımın işyerinde baskıyla karşılaştığını gördüm. Antep'ten bir kadın işçi yazdı.
11 GÜNDE SORUNLAR ÇÖZÜLMÜYOR, BÜYÜYOR

Malatya’da ise var olan sorunlar 11 gündür büyüyerek devam ediyor. Kadınların ped ihtiyacı hala sürüyor; kadınlar ped isterken sessizce, fısıldayarak istiyorlar. Koordinasyon merkezlerinde kadın görevlilerin azlığı da zaten ped isterken zorlanan kadınları anlaşılamama korkusuyla daha da zorlanıyor. İç çamaşırı bulmakta da zorlanan kadınlar 10 günün ardından hasarlı da olsa evlerine girip ped ve iç çamaşırı sorununu çözmeye çalışıyorlar. Ellerinde yıkasalar iç çamaşırlarını nasıl, nerede kurutacaklar? Su yokken nasıl yıkayacaklar? Ellerinde yıkamak isteseler her şeye rağmen, temizlemek için deterjanları yok. İç çamaşırı bulduklarında eskisini atmak zorunda kalıyorlar. Ama o da yeni iç çamaşırı bulurlarsa… Çok ulaşamadıkları için uzun süre aynı iç çamaşırını giyme zorunluluğu hijyen ve sağlıkları açısından sorun yaratıyor.

Çadırkente seyyar tuvalet kurulduğu ilk zamanlarda gelmiş olsa bile su olmayınca tuvalet kurulduğu ilk günden kullanılamaz halde. Sular çamur gibi akarken ve sabun ve deterjana da erişemezken bulaşıcı hastalıkların yayılmasına dair kaygı da her geçen gün daha da büyüyor.

MÜLTECİ KADINLARIN DURUMU VAHİM

Mülteci kadınların durumu ise Malatya’da daha da kötü. Mültecilere karşı kışkırtmalar artarken mülteciler çadırlara erişemiyor, gerdikleri brandaların içinde ısınmaya çalışıyorlar. Yardım sırasına mülteci kadınlar giremiyor, eğer biri onlara yardım ulaştırırsa bir şey yiyebiliyorlar. Aynı şekilde pede de erişemiyorlar.

HASTALIKLAR BAŞLADI

Çadır eksikliği Antep’te hala bir sıkıntı. Hijyen ise en çok konuşulan sorunlardan. Halk salgın hastalıkların yaygınlaşmasından korkuyor. Bir yandan da sürekli soğukta kalındığı için soğuk havadan kaynaklı solunum yolu ve cilt hastalıkları baş göstermeye başladı. Ne zaman ne yiyeceği belli olmadığı, ne bulunursa o yenmek durumunda olunduğu için sindirim problemleri de başladı. Hijyen malzemesi, çadır ve ısıtıcı en acil ihtiyaçlardan Antep’te.

Depremden etkilenen 4 ilden Ekmek ve Gül Gruplarından kadınların anlattıkları, bu illerde depremle oluşan yaraları yine halkın birbirinin sarmaya çalıştığını, depremin ilk gününden beri halkın yalnız bırakıldığını gösteriyor. Tuvalet problemi hijyen ve sağlık sorunlarına, barınma problemi güvensizlik ve korkulara dönüşüp büyüyor. Deprem bölgesi olamayan illerde ise deprem bölgelerindeki kadınlar ile dayanışma örgütlenmeye devam ediyor. Kadınlar için hazırlanan regl kitlerinden çadır yardımlarına deprem bölgelerine yola çıkıyor…

İlgili haberler
Depremin ardından İskenderun’da kadınların en çok...

Maraş merkezli depremleri 11 günü geride bırakırken deprem bölgesine gönüllü olarak giden ve 6 günün...

Depremzede işçilerin yaşadıkları patronların umuru...

Depremin bizde yarattığı korkunç etki devam ederken ben zor bela işten izin alabildim ama çoğu arkad...

Depremzede bir kadın: Herkes kokuyor, herkes kaşın...

Deprem bölgelerinde en ciddi sıkıntılardan biri de temizlik. Hijyen ürünlerine, sıcak bir suya ulaşm...