Çocuk ‘koruma’ kanunu TBMM Adalet Komisyonunda
Çocukların yetişkinler gibi yargılanmasını ve ağır cezalar almasını öngören yasa teklifi yangından mal kaçırırmışçasına TBMM Adalet Komisyonuna getirildi. Komisyon tartışması 21 Temmuz'a ertelendi.

Çocukların yetişkinler gibi yargılanmasını ve ağır cezalar almasını öngören Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmeye başlandı. Muhalefet milletvekilleri hem teklifin komisyona getiriliş biçimine hem de çocuk ceza adalet sistemini ağırlaştıran düzenlemelere itiraz etti.

DEVA Partisi Milletvekili İdris Naim Şahin, teklifin 14 Temmuz'da kamuoyuna açıklanıp iki gün sonra komisyona getirilmesini eleştirerek, aynı saatlerde 12. Yargı Paketinin Genel Kurulda görüşüldüğünü hatırlattı. Şahin, "Ne bu telaş, ne bu acele? Böyle bir usul yok" dedi.

CHP Milletvekili Süleyman Bülbül de hem Genel Kurulda hem Adalet Komisyonunda aynı anda yargı düzenlemelerinin görüşülmesini eleştirerek, Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonunun raporu tamamlanmadan teklifin gündeme alınmasına tepki gösterdi. Bülbül, akran zorbalığı ve okul olaylarına ilişkin araştırma komisyonlarının raporları da beklenmeden düzenlemenin yasalaştırılmak istenmesini eleştirdi.

‘Raporlar beklenmeden teklif getirildi’

DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan ise çocukları ilgilendiren böyle kapsamlı bir teklifin yeterli hazırlık yapılmadan komisyona getirildiğini söyledi. Teklifin Meclis’e sunulduktan yalnızca 48 saat sonra görüşülmesinin yasama sürecine aykırı olduğunu belirten Aslan, Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonunda yürütülen tartışmaların ve muhalefet şerhlerinin dikkate alınmadığını ifade etti.

Aslan, aynı gün 160 çocuk hakları örgütünün Meclis önünde yaptığı açıklamayı hatırlatarak teklifin geri çekilmesini, çocuk hakları alanında çalışan uzmanların dinlenmesini ve çocuk odaklı yeni bir metin hazırlanmasını istedi.

CHP Milletvekili Sibel Suiçmez de teklifin hem hazırlanış sürecini hem de içeriğini eleştirerek, "Evrensel çocuk hakları kurallarına aykırı hiçbir teklifin buraya getirilmemesi gerekiyordu" dedi. Suiçmez, teklifin daha önce 11. Yargı Paketinden çıkarılan düzenlemelerin yeniden gündeme getirilmiş hali olduğunu belirterek, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Pekin Kuralları, Riyad İlkeleri ve Havana Kurallarına aykırı düzenlemeler içerdiğini söyledi.

Muhalefet milletvekilleri teklifin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle üç ayrı önerge verdi.

‘Çocukları suça iten nedenler görmezden geliniyor’

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel usule ilişkin itirazları reddederek teklifin içeriğine ilişkin tartışmayı başlattı.

Teklifin yalnızca cezaları artırdığını söyleyen CHP'li Süleyman Bülbül, çocuk adaletinin yalnızca güvenlik politikalarıyla ele alınamayacağını vurguladı. Türkiye'de milyonlarca çocuğun yoksulluk, eğitimden kopma ve çocuk işçiliğiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Bülbül, çocuklara ilişkin çeşitli veriler paylaştı:

“Türkiye'de toplamda 104.531 çocuk kaybolduğu hâlde 2016'dan sonra bu TÜİK neden bu kayıp çocuk vakaları konusundaki sayıları açıklamıyor? Bu TÜİK ne iş yapar?”

“Eğitim Reformu Girişiminin Millî Eğitim Bakanlığının resmî verileri üzerinden hazırladığı eğitim izleme raporuna göre 2025'te, 2024-25'te eğitim dışındaki çocuk sayısı 797 bin 84 olarak hesaplanıyor.”

“TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubunda yaklaşık 995 bin çocuk iş gücünde yer alıyor, 995 bin çocuk iş gücünde yer alıyor. MESEM kapsamında mesleki eğitim merkezleri kapsamında iş yerlerinde bulunan yaklaşık 500 bin çocuk da hesaba katıldığında toplam 1,5 milyon çocuğun çalışma yaşamıyla temas hâlinde olduğu ifade ediliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre ise 2025 yılında en az 94 çocuk çalışırken hayatını kaybediyor arkadaşlar, şu anda altıncı ayın içerisindeyiz 34 çocuğumuz MESEM'de çalışırken hayatını kaybetti. Bu çocukların korunması gerekmiyor mu? Yani sadece güvenlik tedbirleriyle bu işler yürümez.”

DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan da teklifin çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici politikalar yerine cezalandırmayı esas aldığını belirtti. Devletin çocuk yoksulluğu, okuldan kopuş, çocuk işçiliği ve sosyal hizmetler konusundaki sorumluluğuna değinmeyen teklifin bütün yükü çocuklara ve ailelere yüklediğini söyleyen Aslan, "Bu teklifle yalnızca cezalar büyütülüyor, iktidarın sorumluluğu ise küçültülüyor" dedi.

Aslan, çocukların yetişkin ceza rejimine yaklaştırıldığını belirterek, kapalı cezaevlerinin istisna olmaktan çıkarılıp başlangıç noktası haline getirildiğini, çocukluk dönemindeki mahkumiyetlerin tekerrüre esas alınmasının önünün açıldığını söyledi.

AKP milletvekilleri ise düzenlemeyi savundu. AKP Milletvekili Şengül Karslı, teklifin Anayasa'nın devlete yüklediği çocukları koruma ve toplum güvenliğini sağlama yükümlülüğü kapsamında hazırlandığını belirterek, organize suç örgütlerinin çocukları kullanmasına karşı tedbir alınmasının anayasal bir görev olduğunu söyledi.

AKP Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ise teklifin hazırlanma sürecinde çocuklarla, çocukların aileleriyle, ceza infaz kurumlarında çalışan personelle, hâkim ve savcılarla anketler yapıldığını belirterek düzenlemenin bilimsel verilere dayandığını savundu. Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca ise Durgut’a, “u anketler kim tarafından yapıldı? Somutlaştırıldı mı bu anketlerin sonuçları?” diye sordu. Ancak Komisyon Başkanı Yüksel araya girdi.

‘Cezaevi kariyeri’ tartışması

Görüşmeler sırasında yaşanan bir ifade tartışması da dikkat çekti.

DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, taş atan çocuklara ilişkin 2010 yılında yapılan düzenlemeyi hatırlatarak çocukların yetişkin gibi yargılanmasından vazgeçilmesinin önemli bir reform olduğunu söyledi. Cezaevine giren çocukların toplum tarafından damgalandığını anlatırken AKP Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut araya girerek "Cezaevine girmek bir kariyer gibi..." ifadesini kullandı.

Beştaş ise bu sözlere, "Cezaevi kariyeri ifadesini zinhar reddediyorum. O bir kariyer değil" diyerek tepki gösterdi.

Beştaş konuşmasında Pozantı ve Şakran çocuk cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini hatırlatarak, bilimsel araştırmaların çocuklara yönelik uzun süreli hapis cezalarının yeniden suç işleme riskini azalttığını değil artırdığını gösterdiğini söyledi. Çocuk adalet sisteminin temel amacının cezalandırmak değil rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırmak olduğunu vurgulayan Beştaş, teklifin ise çocukları yetişkin ceza rejimine yaklaştırdığını ifade etti.

Karaca: 'Bu komisyonları dostlar alışverişte görsün diye mi kuruyoruz'

Komisyonda yasa teklifinin Anayasa’ya aykırılığı üzerine söz alan Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca da teklifin hem hazırlanış sürecini hem de içeriğini eleştirdi. Karaca, Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu'nda dinlenen hiçbir bilim insanı, uzman ya da çocuk hakları örgütünün ceza artırımını savunmadığını hatırlatarak, komisyonda “sakın böyle yapmayın” denilen bir düzenlemenin bugün yasa teklifi olarak önlerine geldiğini belirtti.                                                                                       

Teklifin araştırma komisyonunda yeniden tartışılmadan Adalet Komisyonuna getirilmesini eleştiren Karaca, "Bu komisyonları dostlar alışverişte görsün diye mi kuruyoruz?" diye sordu.

Teklifin Anayasa'nın hukuk devleti, sosyal devlet ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu belirten Karaca, çocukları koruyan sosyal politikalar geliştirmek yerine cezaların artırılmasının tercih edildiğini söyledi. Devletin yoksulluk, eğitime erişememe, ihmal, şiddet ve suç döngüsünü önleme sorumluluğunu yerine getirmediğini ifade eden Karaca, "Yani büyük zenginlik içinde yaşarken, kendisinin bir eli yağda bir eli baldayken; çocuğuna bir hayat sunmayan, sunamayan; onu okuldan alan, kötü komşusunun eline muhtaç eden, ondan bir lokma ekmek alabilmek için onun istediği her şeyi yapmak zorunda bırakan, çocuk yaramazlık yapınca da onu ahıra kilitleyen, onu döven, dövdüğü zaman da uslanacağını düşünen kötü bir baba gibisiniz, kötü bir baba gibisiniz. Ve kötü baba sizken bu çocukların ailelerini de onları yoksulluğa sürükleyerek, onları bu kadar büyük bir yoksunluğun içinde iterek kötü anne-babalar haline getiremezsiniz” ifadelerini kullandı.

'Bu teklif çocukları kapatma teklifi'

Komisyonda teklifin geneli üzerine de söz alan Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, çocukların daha ağır cezalandırılmasını öngören düzenlemenin, çocukları suça sürükleyen toplumsal nedenleri görmezden geldiğini söyledi. Teklifin yalnızca bugünkü çocukları değil, "çocukluk" kavramını ve geleceği de etkileyeceğini belirten Karaca, yoksulluğun derinleşmesi, sosyal hizmetlerin zayıflaması, eğitime erişimin azalması, bağımlılıkla mücadele mekanizmalarının çökmesi ve çocukların suç örgütlerinin hedefi haline gelmesinin iktidarın tercihleri sonucu ortaya çıktığını ifade etti.

İktidarın kendi sorumluluğunu tartışmak yerine çocuklara daha ağır cezalar öngördüğünü savunan Karaca, "Suçu üreten toplumsal, siyasal ve ekonomik düzeni aklayıp suça sürüklenen çocukları cezalandırarak bataklık kurutulamaz" dedi. Ailelerin yaşadığı acıların cezaları artırmanın gerekçesi haline getirildiğini söyleyen Karaca, bunun daha önce farklı yasa tekliflerinde de görülen bir "yasama yöntemi" olduğunu belirterek, hınç ve intikam duygusunu esas alan bir anlayışın acıları daha da büyüteceğini vurguladı.

Karaca, teklifin çocuk adalet sisteminin temelini oluşturan koruyucu yaklaşımı zayıflattığını belirterek, son yıllarda çocuk hakları alanında atılan adımları hatırlattı. Çocuk işçiliğinin yaygınlaşması, MESEM uygulamaları, çocuk yaşta evlilik ve çocuk istismarına ilişkin geçmiş düzenleme girişimlerinin "çocukluk" kavramını aşındırdığını savunan Karaca, "Çocuğu yetişkin gibi değerlendirmeye başladığınız anda çocuk koruma sistemi de çocuk adalet sistemi de çöker" ifadelerini kullandı.

Araştırma Komisyonu'nda dinlenen akademisyen, uzman ve kamu görevlilerinin görüşlerine de atıfta bulunan Karaca, çocukların suça sürüklenmesinde okuldan kopuş, yoksulluk, aile parçalanması ve sosyal destek eksikliğinin belirleyici olduğunun defalarca vurgulandığını söyledi. Uzmanların, çocukların cezaevine gönderilmesinin yeniden suç işleme riskini artırdığına dikkat çektiğini aktaran Karaca, rehabilitasyon, eğitim ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Adalet Bakanlığı ve saha çalışanlarının da personel yetersizliğini dile getirdiğini hatırlatan Karaca, çocuk koruma sistemine yeterli bütçe ve uzman desteği sağlanmadan cezaların artırılmasının çözüm olmayacağını savundu. "Yirmi üç yıldır çocuk koruma sistemini güçlendirecek adımlar atılmadı. Bu teklif çocukları koruma değil, çocukları kapatma teklifidir" dedi.

İktidarın çocuk ölümlerine yaklaşımını da eleştiren Karaca, çocuklar arasındaki şiddet olaylarının gündeme taşınırken, MESEM'lerde yaşanan iş cinayetlerinin aynı ölçüde tartışılmadığını söyledi. Bir yılda MESEM'lerde iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısının akran şiddeti sonucu hayatını kaybeden çocukların dört katı olduğunu belirten Karaca, "Neden 'MESEM'ler çocukları öldürüyor, kapatılsın' denilmiyor?" diye sordu.

'İstismarcılar geziyor, cezayı çocuklara kesiyorsunuz'

Kadına yönelik şiddet ve çocuklara yönelik suçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaca, şunları kaydetti:

"Hanımefendi çıktı, 'Örnekler vardı, canice suçlar, canice suçlar' dedi. Sizin kurduğunuz düzende kadın cinayeti o kadar normal ki arkadaşlar, kadın katillerine türlü türlü o kadar çok indirim var ki, tabii ki 15 yaşındaki bir çocuk, kız arkadaşını okul bahçesinde öldürdükten sonra başında sigara içebiliyor. Çünkü aynısını yapan yetişkin bir erkeğe siz haksız tahrik indirimi verdiniz bu memlekette ve o çocuk bunu öğrendi. Bu memlekette kadın katillerine, çocuk katillerine hiçbir ceza yok bilgisini bu devlet, bu iktidarın kendisi verdi o çocuklara. Böyle bir yargı yokmuş gibi kalkıp elinizi yıkayıp gömleğinizin ucundaki kanı temizleyemezsiniz. Sizin kurduğunuz düzende istismar normal çünkü istismarcılar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor." 

Konuşmasında çeşitli çocuk istismarı ve küçük yaşta çalıştırılan çocuk örneklerine de yer veren Karaca, "Çocuklar yetişkinler gibi cezalandırılsın istiyorsunuz da kendi öz çocuğunu istismar eden, sonra annesiyle birlikte öldüren, Kur'an'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler hapiste mi şimdi? 6 yaşındaki H.K.G'yi istismar eden, İsmailağa Cemaati bağlantılı Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edilmedi mi? Bu çocuk değersiz mi? 12 yaşındaki Suriyeli çocuk Ahmed Haskiro iş yerinde çalıştırılıp asansörde sıkışıp öldü. Patronları bir gün ceza almadı" dedi.

Dilovası'da yaşanan iş cinayetine de değinen Karaca, "Dilovası'da parfüm fabrikasında üç çocuk işçinin ölümüne sebep olan kamu görevlilerinin tamamı geçen gün tahliye edildiler. Nilay Esmer, 7 yaşından beri babası tarafından istismar ediliyor. Jandarma suçüstü yapıyor, sonra yargılanıyor, 13 yıl ceza alıyor. Ne hikmetse sonra bu karar bozuluyor, adam şu an aramızda dolaşıyor ve kendi öz çocuğunu ve arkasında duran annesini de üstelik tehdit edebiliyor. Bu çocuklar değersiz mi?" diye konuştu.

'Okulda bir öğün ücretsiz yemek vermeyenler çocuk haklarını yok ediyor'

Toplumun çocukların korunmasına ilişkin başka talepleri de bulunduğunu söyleyen Karaca, şu değerlendirmede bulundu:

"Biz toplumun talebine karşılık veriyoruz bu yasayla' diyorsunuz. Ben soruyorum size; çocukların korunması için bu toplumun başka talepleri de var. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek için biz bu Meclise yüz binlerce imza getirdik. Bütün muhalefet partileri aynı ortak önergeyle bu Meclise dedi ki çocukları korumak için, okulda tutmak için, şiddetten korumak için, uzaklaşmalarını engellemek, suça karışmalarını önlemek için bilimsel bir şeydir, okullarda bir öğün ücretsiz yemek sağlarsanız eğer çocukların suça karışma oranları da düşer." 

İlk madde kabul edildi

Konuşmaların ardından teklifin birinci ve ikinci maddeleri kabul edildi. Kabul edilen maddelere göre, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a eklenecek 13/A maddesiyle bireysel silahlanmada muhafaza yükümlülüğü sıkılaştırılıyor. Buna göre, ateşli silahların gerekli güvenlik tedbirleri alınmaksızın ev, araç gibi ortamlarda bulundurulması sonucu çocuklar tarafından ele geçirilmesini önlemek amacıyla, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan kişiler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor ve bu fiil müstakil suç olarak düzenleniyor.

Yasa teklifinde bulunan ikinci madde hakkında ise, maddenin revize edilmesi için çalışma yapılması kararı verildi. Komisyon tartışmaları 21 Temmuz Salı gününe ertelendi.

Fotoğraf: DHA


Editörden