Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi (BİV), Meclis Komisyonu’nun kadınları yok sayan raporuna karşı basın toplantısı düzenledi. Meclis Komisyonu’na çağrılan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, sundukları öneri ve itirazların komisyon raporunda yer almadığını ifade etti.
“Kadınların deneyimi, emeği, hafızası ve sözü dışlanarak kurulan hiçbir sürecin gerçek ve kalıcı bir barış yaratamayacağını biliyoruz. Barışın öznesi olduğumuzu; eşit temsiliyetin ve karar süreçlerinde yer almamızın vazgeçilmez olduğunu bir kez daha birlikte söylemek için bir araya geliyoruz” şeklinde çağrı yapan BİV, Mülkiyeliler Birliğinde basın toplantısını gerçekleştirdi.
'Eşit vatandaşlık, toplumsal cinsiyet eşitliğini de kapsamalı'
BİV adına konuşan Gülcan Tarkan, kurulan komisyonda bulunan 51 kişinin sadece 10’u kadın olduğunu söyledi. Barışın toplumsallaşması için süreçte etkin bir rol oynaması, gerekli yasal düzenlemeleri tartışması ve önermesi beklenen komisyonun bu işlevini ne kadar yerine getirdiğinin tartışmalı olduğunu söyleyen Tarkan, “BİV olarak biz de mecliste komisyona raporumuzu sunduk. Onlarca yıldır süren savaşta, ırkçılığın, milliyetçiliğin patriyarkayla birbirini güçlendirdiği bu coğrafyada anadilini konuşamamış, göçe zorlanmış, yoksullaştırılmış, yakınını kaybetmiş, savaşçı olmuş, cinsel tacize, şiddete uğramış, ev içi emeğiyle savaşın ortasında haneyi çekip çevirmeye çalışmış kadınları, bunun ülkedeki tüm kadınlara nasıl sirayet ettiğini anlattık” dedi. Herkes için eşit vatandaşlığın toplumsal cinsiyet eşitliğini de kapsaması gerektiğini vurguladıklarını ifade eden Tarkan, bu uyarının partilerin komisyon raporlarında yer bulmadığını söyledi.
'Raporda kadın kelimesi dahi bulunmuyor'
Kadınların süreçlere katılamamasının barışın kalıcılaşması ve toplumsallaşması önünde bir engel olduğunun küresel ölçekte ifade edildiğini söyleyen Tarkan, “18 Şubat 2026 tarihinde meclis komisyonunun 47 oyla onayladığı, TİP ve EMEP’in ret verdiği, DEM Parti’nin de şerh sunduğu raporda neredeyse “kadın” kelimesi dahi bulunmuyor. Sürekli dillendirilen “bütün kesimlerin dahil edilmesi”, “herkes için demokrasi” sözleri yine tarihin bu anında savaşın onca yükünü, şiddetini, patriyarkal baskısını çeken kadınları içermedi – ne iktidar ne de onu eleştirenlerce. Bizim tarihin bu akışına, kadınları eşit biçimde dahil etmeden yürütülmeye çalışılan sürece itirazımız var. Barışın tarafıyız” dedi.
Basın toplantısında konuşan İlgi Kahraman ise, “Komisyon raporu, meseleyi bir “terör” sorunu olarak niteleyerek, onlarca yıldır yaşanan şiddetin sebeplerine ve sonuçlarına bakmaksızın bir “tasfiye” dili kullanıyor, konuyu bir sonuç olan silahlara indirgeyerek son derece dar, devletçi ve patriyarkal bir çerçeve çiziyor” dedi.
Barış sürecinde geri dönecek bir kadın için, erkeklerin dayattığı bir yaşama mahkum edilmemek, dönünce ne iş yapacağından daha önemsiz olmadığını söyleyen Kahraman, “Bunun somut karşılığını Suriye örneğinde açıkça görüyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği, tam da bu nedenle, yaşadığımız bu coğrafyada, komisyon raporunda hiç bahsi geçmese bile, silahların bırakılması bağlamında da yok sayılamaz” ifadelerini kullandı.
Raporun 7. Maddesinin demokratikleşmeye ilişkin önerilerden oluştuğunu, bunun da sorunun yapısal boyutunun ve ülkedeki sistemin, demokrasinin niteliğiyle ilişkisinin tanınması açısından önemli olduğunu söyleyen Kahraman, “Bu bağlamda şu noktayı hatırlatmak isteriz: Kırk yılı aşkın çatışma ve şiddet ortamının yarattığı bireysel ve kolektif travmalarla yüzleşmeden adil bir gelecek kurmak mümkün değildir. Bu nedenle BM’nin “Geçiş Dönemi Adaleti” olarak tanımladığı; hakikatlerin açığa çıkarılması, cezasızlığın son bulması, adaletin sağlanması, onarım ve tekrarlanmama garantilerini de içeren kapsamlı bir programa ihtiyaç var. Kadınlar için adaleti sağlamak adına yapılması gereken, çatışma çözüm ve demokratikleşme mekanizmalarını şekillendirecek komisyonlar ve hızla başlaması gereken yasa yapım süreçlerinde yalnızca “görüşülen” değil, “karar alan” pozisyonda da yer almalarıdır” dedi.
'Barış, eşitlik ve adaletle olur'
Kahraman, basın toplantısında siyasetin suç sayılmaması için Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması, hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi tutsakların bırakılmasını sağlayacak bir infaz düzenlemesi, kayyımlara imkan tanıyan 674 sayılı OHAL KHK’sının geri çekilmesi, cinsel şiddet ve zorunlu göç dahil kadınların hakikatlerinin konuşulması ve bir yaptırım mekanizması olması, anadilinde eğitim ve hizmet alınabilmesi gibi somut talepler sunduklarını söyledi. Kahraman, “Barış, yeni suçlular ve düşmanlar yaratarak değil, eşitlik ve adaletle olur. Barışın kalıcılığının toplumsal cinsiyet eşitliği ile sağlanabileceğini gerçeğiyle; kadınların geçiş döneminin tüm safhalarına katılması, yasaların toplumsal cinsiyet eşitliği bakışıyla oluşturulması ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik saldırıların son bulması, çatışma dönemlerinde kadın ve kız çocuklarına karşı suç işleyenlerin hesap verebilir olmasını garanti altına alan ve bunların cezasız kalmasına izin vermeyen bir adalet sisteminin uygulanması için mücadeleye devam edeceğiz” diyerek taleplerinin arkasında olduklarının altını çizdi.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















