İşçiler zam istiyor, patron kapıyı gösteriyor
Savaştan ve yoksulluktan kaçan göçmen kadın işçiler ve yerli kadın işçiler şu konuda hem fikir: ‘Bize zam yok. Patronlar da bayram ediyor.’

Metal Teknik Döküm teflon kaplama, alüminyum döküm, metal enjeksiyon alanında üretim yapıyor. İMES dışında mülteci kadın işçilerin ağırlıkta çalıştığı KADOSAN, DES Sanayi Siteleri bölgesinde de ayrı büyük atölyesi var. Üretilen parçalar ise elektrik elektronikten telekomünikasyona pek çok alanda kullanılıyor. KADOSAN ve DES sanayi bölgesindeki atölyede çalışanların yarısına yakınını kadın işçiler oluşturuyor. Metal Teknik Dökümde çalışan kadın işçilerle görüştük.

İlk olarak Özbek asıllı bir kadın işçiyle görüşüyoruz. Savaştan değil ama yoksulluktan geldiğini söyleyerek başlıyor sözüne: “Benim ülkemde savaş yoktu ama yoksulluk var. Mecbur kaldım, eşimi ve iki çocuğumu bırakarak büyük bir umutla Türkiye’ye geldim. Polis korkusu, geri gönderme, iş bulamama ve oturma izni kaygıları ile çekmediğim kalmadı. Çocuk bakmayla başladım, sonra oturma izni aldım. İMES’te Metal Teknik Döküm bizi çalıştırmak için izin aldı. İMES’te yemek yemeğe gittiğimiz lokantada bize 40-50 göz bakınca lokanta sahibine şikayette bulunduk, o da patrona söyleyince bizi DES ve KADOSAN’daki atölyeye verdiler. Ücretlerimize zam istediğimizde bize kapıyı gösteriyorlar. Üç kişiyiz, 18 bin lira kira veriyoruz. Nasıl geçinelim? Bazen hafta sonları mesai olmadığı zaman ev temizliğine gidiyorum.”

SAVAŞLA UCUZ EMEK SÖMÜRÜSÜNE

“Savaş bizim hayatımızı kararttı. Bağımı, bahçemi, zeytinliğimi bırakıp Suriye’den can havliyle buraya geldim” diyen kadın işçi ise, “Savaş çok kötü ama mülteci olup horlanmak, dışlanmak, kötü gözle bakılmak daha da kötüymüş. İnsan insanlığından utanıyor” diye anlatıyor mülteci bir kadın olmanın ne demek olduğunu. Göç ettikten sonra yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “İş yerinde erkek işçi arkadaşlarımız bizi tanıyıncaya kadar bize kötü bir göz ile baktılar. Baktılar ki biz de aileyiz, savaştan dolayı yaşadıklarımızı anlatınca anladılar bizi. Asgari ücret 2 bin 800 lira olduğunda da, 8 bin liranın üzerinde olduğunda da 17 bin 2 lira olduğunda da tam vermediler ücretlerimizi, SGK primlerimizi yatırmadılar. Fazla mesai paralarımızı ödemediler. Her şeye zam var yediğimiz domatesten, içtiğimiz suya kadar. Ama bize zam yok. Çünkü hükümet öyle istiyor, patronlar da bayram ediyor.”

EK ZAM ŞART OLDU

5 yıldır burada çalışan başka bir kadın işçi, temel tüketim maddelerine gelen zamlara tepki göstererek söze başlıyor: “Sabah kalktığımızda dün aldığımız poğaça, simit bile zamlanıyor, su zamlanıyor, pazarda gramla sebze ve meyve alıyoruz. Bizi bu duruma bu hükümet düşürdü. Biz, ‘Bize zam yapın’ diyoruz. İkramiyeler artırılsın, hafta sonu çalışma ücreti iki yevmiye olsun deyince kapı gösteriliyor. Buranın kirini, tozunu, zehirli gazlarını biz yutuyoruz ve soluyoruz. Sağlığımız hiçe sayılıyor. Mobbinge karşı da zammın verilmesi için de birlik olmamız şart.”

Yine yıllardır burada çalışan başka bir kadın işçi ise mülteci kadın işçilerin travma üstüne travma yaşadıklarını belirterek, “Yerinden yurdundan edilmiş, çocuklarını kaybetmiş mülteci kadınların yaşadıkları akıl almaz şeyler. Paraları alınmış, kötü tekliflere maruz kalmışlar” diyor. İş yerinin yüz binlerce dolarlık ihracat ve iç piyasaya iş yaptığına dikkat çeken işçi kadın, “Yediğimiz yemek dışında sosyal hakkımız yok. Mühendisler bile bizden en fazla 3-4 bin lira fazla alıyorlar” diye anlatıyor.

Fotoğraf: Canva yapay zeka ile üretilmiştir