Ergazi Mahallesi, yıllardır kadınların emekleriyle birçok sosyal ve kültürel aktiviteye ev sahipliği yapmış bir mahalle. Çalışan veya çalışmayan pek çok kadının yaşadığı bu mahallede, 8 Mart’a doğru giderken kadınlarla yan yana geldik.
İlk durak: Halk oyunları topluluğu
İlk durağımız, mahalle muhtarlığı aracılığıyla kurulan halk oyunları topluluğu oldu. Sadece kadınlara yönelik bir topluluk olarak planlanmasa da başvuru yapan 70’i aşkın kişinin tamamının kadın olmasıyla, burası güzel bir kadın birlikteliğine dönüşmüş. Kimsenin kendini diğerinden daha az sorumlu hissetmediği bu toplulukta, dayanışma ruhu hemen göze çarpıyordu. Kimisi arkadaşının figürünü düzeltmeye çalışıyor, kimisi prova alanını genişletmek için masaları çekiyordu. Kadınlar, ait hissettikleri bu yapıya doğal bir iş bölümüyle emek veriyorlardı.
‘Yalnız değilmişim’
İşin, evin ve geçim derdinin yarattığı stresin arasında; kadınlarla yan yana gelmenin, yeni şeyler öğrenmenin ve sahneye çıkmanın kendilerine büyük bir öz güven ve dayanışma ruhu kattığını anlattı kadınlar. Bir mahalle sakini bu hissi “Buraya gelince gördüm ki benden onlarca varmış, yalnız değilmişim” diyerek ifade etti.
8 Mart’a giderken diğer kadınlara mesajları ise kendi deneyimlerinden aldıkları güvenle şu oldu: “Kadınlar isterse her şeyi başarır.” Topluluğun ilk gösterisini SMA hastası bir çocuğun tedavi masrafları için gerçekleştirmesi ve bir üniversite öğrencisine burs sağlamak için fon toplaması, birlikteliklerinin gücüne duydukları güven sözlerine yansıyordu.
Gündemlerinde ise ilk sırada kadın cinayetleri vardı kadınların. Yaşadıkları mahalleyi nispeten güvenli bulsalar da Kardelen’de işlenen kadın cinayetinin ve bir günde altı kadının öldürülmesinin yarattığı tedirginlik, anlatılarına yansıyordu.
İkinci durak: Koro
Uğradığımız ikinci durak ise Cemevi’nde kurulan koro oldu. Korodaki kadınlar, yan yana gelebildikleri günü iple çektiklerini anlattılar. Korodaki ortak seslerinin iyileştirici gücü sözlerine yansıyordu. Birçok alanda söz sahibi olamayan kadınlar; mikrofon karşısına geçmenin, sahneye çıkmanın ve yeni şeyler öğrenmenin kendilerine kattığı öz güvenden bahsettiler.
8 Mart yürüyüşünün ardından sahne alacaklarını anlatırken, kadınların seslerini duyurma ihtiyacı, emeklerinin karşılığını görme arzusu ve heyecanı sözlerine yansıyordu.
Üçüncü durak: Kitap kulübü
Son durağımız, “Zamanı Durdurmanın Yolları” kitabı üzerine tartışmak için buluşan bir kitap kulübü oldu. Kadınlardan oluşan kulüp, üç haftada bir buluşarak belirledikleri kitaplar üzerine sohbetler gerçekleştiriyor.
Sohbet sırasında kadınlar, uzun yaşamayı hayal ettiklerinde, maddi hayatın gerçekleriyle yüzleşmenin yarattığı duraksamalar yaşadılar. “Kocaman bir hayatta nasıl sürekli iş bulabileceğiz, bugün bile bulamıyorken?”, “Hangi döneme gitsek diye düşünüyoruz ama her dönemde erkekler daha özgürdü galiba”, “Bu dönem de fena değil aslında ama Türkiye’de olmak istemezdim” gibi sorgulamalar kahkahalarla ilerledi.
Kimi ailesine “mesaideyim” diyerek geldiğini kimi ise işten çıkıp yemek hazırladıktan sonra ancak katılabildiğini anlattı. Kulüpte, ortak arzuların ve ortak dertlerin yarattığı sıcak ortamdan güç aldıklarını, okuma alışkanlıklarını da yeniden kazandıklarını dile getirdiler. En önemli noktalardan birinin ise ülkedeki kutuplaşma iklimine rağmen, burada özgürce fikirlerini ifade edebilmek olduğunu vurguladılar.
Kadınlara 8 Mart’a giderken taleplerinin ne olduğunu sorduğumuzda ilk yanıt “kadınlara alan açılması” oldu. Bir kitap kulübüne katılabilmek için bile çocuklarını başkalarına emanet etmek zorunda kalan kadınlar, “Paramız olsa bakıcı tutarız, kreş olsa oraya bırakırız ya da sosyal alanlarda çocuklar için yer açılsa birlikte geliriz. Ama modern toplumda iş de bizde, ev de bizde, çocuk da bizde” diyerek yükün ağırlığını anlattılar.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















