Patronların planı işliyor, işçilerin planı ne olacak?
‘Ya öfkemizi doğru yere, doğru örgütleyeceğiz ya da öfkemiz biraz dindiğinde yine uzun mesai saatlerine ek iş arayışına gireceğiz.’

Seçeneklerin azaldığı günler geldi. Tüm fabrikalarda ücretler neredeyse eşitlendi. “Ben zaten asgari ücret almıyorum ki. O nedenle pek beni ilgilendirmez” demek de artık bir seçenek değil. Çünkü asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı. Bu durum, asgari ücretin üstünde ücret veren tüm patronların iştahını oldukça kabartacak. Hiçbir patron yüzde 20’nin üstünde ek zam vermek istemeyecek. Hatta bu dönem kendiliğinden hiç vermeyecek. Bunun farkında olan işçiler öfkeli. Asgari ücret açıklandığı sırada büyük bir metal fabrikasının önünde bildiri dağıtıp işçilere birlikte mücadeleden başka seçenekleri olmadığını anlatırken bir kadın işçi lanet okuyan yaşlı gözlerini üzerimize dikti. “Ben 25 bin lira kira ödüyorum. İki çocuğuma tek başıma bakıyorum, ek işlere gidiyorum. Yine de yetmiyor. Ben şimdi bu parayla ne yapacağım?” dedi.

Asgari ücret belirlenirken işçileri temsil etmeyen sendikalara da kızan kadın işçi, “Şimdi gel de bunlara üye ol” diyerek tepki gösterdi. Bütün sorunları boca eden işçi kadına “Peki çözüm ne? İşçiler ne yapmalı?” diye sorduğumda işçileri “güvenilmez” ilan ederek “Bunlardan bir halt olmaz” diyerek kestirip attı.

Bu öfke neye dönüşecek ya da neye dönüşmeli? Bu soruya tekrar geri döneceğim. Önce başka bir fabrikadan işçi kadınlar nasıl tartışıyor onu aktarayım sizlere: “Zaten hükümetten pek bir beklentimiz yoktu ama en azından bizim patron bir ek zam yapar diye düşünüyorduk. Fakat bunu yapmak istemeyecekler, şimdiden bunun sinyalini verdiler.” Patron ek zam talebini, “Maliyetler zaten yüksek, asgari ücret oldukça yüksek. Bu durumda küçülme bile söz konusu” diyerek işçiler ek zam talebini geri çeksin diye gözdağı vermiş.

Ek zam beklentisi, işten atılma tehdidi

Metal fabrikasında çalışan işçi bir kadın, “Asgari ücreti belirleyenler bu parayı çocuklarına günlük harçlık olarak veriyor. Bize de ‘Bu parayla çoluğunuz çocuğunuzla bir ay geçinin’ diye karar veriyorlar” diyerek tepki verdi. Fabrikada hiçbir güvencesi olmadan çalışan kadınlar, bu günlerde işsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya. Yaklaşık dört aydır işten atmalar devam ediyor, ek zam talep etmenin de bu koşullarda zor olacağı görülüyor. Bu fabrikada korku atmosferi hakim. Yani anlayacağınız üzere, orta vadeli program tıkır tıkır işliyor. Patronlar her türlü at koşturuyor ve işçiler nefes almakta zorlanıyor. Yeni belirlenen asgari ücret sayesinde eski işçiler, yani asgari ücretin bir tık üstü ücreti olanlar işsiz kalacak. İşsiz olanlar da artık bir tık üstü olmadan çalışmaya razı gelecek.

Öfke birikiyor, peki nereye akacak?

Başta söyledik, artık seçenek kalmadı. Ama kimler için kalmadı? Önceki soruyu açacak olursak, anlattığımız tablonun fazlası var eksiği yok. Hükümet ve patronların planı tıkır tıkır işliyor. Peki işçinin planı ne? “Ailenin on yılı” programının ikinci senesine gireceğimizi düşününce kadın işçileri çok daha zor bir yıl bekliyor. Ancak önlerini görecek bir planları yoksa bu daha da kötü olacak. İşçiler, “Kime güveneceğiz?” diye isyan etmeyi bırakıp aynı tezgahın başında çalışan arkadaşlarının güvenini kazanmak zorunda. Biriken öfke sönmeden bir plan yapmak zorunda. Ekmeğini büyütmek ve geleceği olan çocuklarına onurlu bir yaşam bırakmak için harekete geçmek zorunda. Şimdi sırada patronlardan ek zam yapma beklentisi başlayacak hatta işçileri bu beklentiye sokacaklar. Ancak çok açık görünüyor ki bu dönem patronlar zammı kendiliğinden vermeyecek. Alın işte, şimdi tam zamanı ve fırsatı. Ya öfkemizi doğru yere, doğru örgütleyeceğiz ya da öfkemiz biraz dindiğinde yine uzun mesai saatlerine ek, iş arayışına girişeceğiz.

Fotoğraf: DHA


Editörden