Şüpheli şekilde hayatını kaybeden Dilan Karaman’ın ailesi: 'Dilan’ın ölümü tüm yönleriyle aydınlatılsın'
Şüpheli şekilde hayatını kaybeden gazeteci Dilan Karaman'ın ailesi basın toplantısı yaptı. Toplantıda, Karaman'ın ölümüne ilişkin dosyadaki eksiklikler vurgulanarak etkin soruşturma talep edildi.

Bugün saat 12.00’de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde, şüpheli şekilde hayatını kaybeden Dilan Karaman’ın ailesi tarafından Karaman’ın ölümü ve yürütülen soruşturma sürecine ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi.

Toplantının açılışını yapan Av. Eren Keskin, Karaman’ın ölümünün ardından kurulan komisyon ve yayımlanan rapor hakkında çeşitli tartışmaların sürdüğünü belirterek, “Dilan’ı hayattan koparmaya götüren erkek şiddetinin tartışılması gerekiyordu, ancak bu eksik kaldı” dedi.

Keskin’in ardından söz alan Karaman’ın ablası Gönül Karaman, Dilan Karaman’ın ölümünün ve yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve etkin bir soruşturma yürütülmesini talep ettiklerini vurguladı. Karaman’ın ölümünden sonra kurulan komisyon ve hazırlanan rapora ilişkin de ailenin görüşlerini aktaran Gönül Karaman, komisyonun iradesine güvendiklerini; ancak raporun tamamlanmış halini görme taleplerinin görmezden gelindiğini ifade etti.

Ailenin hazırladığı basın açıklaması metninde, hazırlanan raporun birçok açıdan sorunlu olduğu belirtilirken, raporda Dilan Karaman’ın yaşamına ve ailesine ilişkin yer verilen bazı unsurların gerçeği yansıtmadığı da vurgulandı.

Etkin soruşturma yürütülsün

Açıklamada, 11 Kasım günü saat 05.30’da Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman’ı aradığı ve şiddet faili Mazlum Toprak tarafından şiddete maruz bırakılarak evden kovulduğunu anlattığı belirtildi. Aynı gün içinde Dilan Karaman’ın Gönül Karaman ile en son saat 14.42’de iletişime geçtiği vurgulandı. Karaman’ın hastaneye giriş saatinin ise yaklaşık 16.00 olduğu ifade edilirken, bu süre zarfında neler yaşandığının bilinmediği aktarıldı.

Ayrıca şüpheli Mazlum Toprak’ın ifadesi alındıktan sonra neden serbest bırakıldığı, elektronik cihazlarının incelenip incelenmediği ve şüphelinin kırdığını iddia ettiği bıçağın incelemeye alınıp alınmadığının da belirsiz olduğu belirtildi. Ailenin açıklaması, etkin bir soruşturma yürütülmesi talebiyle son buldu.

Soruşturmada büyük eksiklikler var

Ailenin açıklamasının ardından Karaman’ın dosyasına ilişkin bilgi vermek üzere İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun söz aldı ve dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Dilan Karaman’ın tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğu sırada sağlık ekiplerine haber verildiği, ancak Karaman’ın müdahaleyi kabul etmediği yönünde bir iddianın dosyada yer aldığını belirten Tosun, buna rağmen söz konusu sağlık çalışanlarının isimlerinin ve ifadelerinin dosyada bulunmadığını vurguladı. Tosun, bunun hayati bir eksiklik olduğunu söyledi.

Ayrıca polise de haber verildiği, ancak Karaman’ın bilincinin açık olduğu gerekçesiyle kendisine müdahale edilmediğinin dosyaya yansıdığını belirten Tosun, savcılığın bu durumu aydınlatmak için de herhangi bir adım atmadığını ifade etti.

Şüpheli Mazlum Toprak’ın ifadelerinde de yalan beyanlar bulunduğunu belirten Tosun, olaylara dahil olduğu ve ifadesi alınması gerektiği belirtilen Sıtkı isimli kişinin henüz ifadesinin alınmadığını söyledi. Karaman’ın silahla tehdit edilmesi, şantaja maruz bırakılması ve şiddet görmesi gibi iddialar söz konusuyken, savcılığın bunlara ilişkin dört ay boyunca resen bir soruşturma başlatmadığını da vurguladı.

Kamera görüntülerinin önemine dikkat çeken Tosun, dosyada görüntü tutanağı bulunmasına rağmen bu görüntülerin yalnızca ambulansın geldiği anı gösterdiğini, öncesinde yaşananlara ilişkin herhangi bir görüntünün yer almadığını ifade etti. Bu nedenle görüntülerin silinmiş olabileceğini ve avukatların bu görüntülere erişemediğini belirten Tosun, tespit edilen eksiklikleri gerekli mercilere ileteceklerini ve süreci titizlikle takip edeceklerini söyledi.

Son olarak söz alan Av. Eren Keskin, devletin ve Sağlık Bakanlığının Karaman’ın ölümündeki sorumluluğuna dikkat çekti. İntihar ettiği iddia edilen bir kişiye, bilinci açık olsa dahi müdahale edilmesinin zorunlu olduğunu belirten Keskin, bu durumun eski Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı tarafından da teyit edildiğini vurguladı.

Fotoğraf: Evrensel


Editörden