GÜNÜN ŞARKISI: Radium Girls
Bugün Lennon Ödüllü şarkı sözü yazarı, şarkıcı, multi-enstrumanist Rachel Sumner’a kulak veriyoruz.

Radyum Kızları, 20. yüzyılın başlarında New Jersey, Illinois ve Connecticut'taki fabrikalarda radyumlu boya kullanarak "saat kadranlarına ışıklı rakamlar" boyayan ve radyumla çalıştıkları için radyasyona maruz kalan fabrika işçisi kadınlardı. Kadınların radyum zehirlenmesine maruz bırakılmalarının ardından açtıkları davalar, dönüm noktası niteliğindeki çalışma yasalarına ve iş koşullarının gelişmesine yol açtı. Hatta Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresi'nin (OSHA) kurulmasına sebep oldular. Geçtiğimiz sene yayınlanan Rachel Sumner'ın "Radium Girls (Curie Eleison)" adlı şarkısı, çoğu tarih kitabında yer almayan bu cesur kadınların hikâyesini anlatıyor.

ÖLÜMCÜL PARILDAMA

Karanlıkta parıldayan bu “mucizevi” boya, çinko bir bileşime karıştırılmış radyoaktif radyum tozlarından oluşuyordu. Bu karışımda, radyum atomlarından salınan parçacıklar, çinko atomlarının enerji seviyesini artırarak titreşmelerini sağlıyor, bu da ortama yeşilimsi bir ışık yayılmasını sağlıyordu. Yayılan ışık, çok kuvvetli olmadığından gündüzleri görünmüyor, ancak geceleri parıldayarak saat kadranının görülebilir hale gelmesini sağlıyordu. Tesiste çalışan kadınlara boyanın zararsız olduğu ifade edilerek deve tüyü fırçaların ucunu inceltmeleri için fırçanın ucunu zaman zaman dudaklarını kullanarak düzeltmeleri söylendi. Kadınlardan birçoğu ölümcül miktarda radyum yuttu.

'CENAZEME BİR SÜRÜ GÜL ALABİLİRİM DEĞİL Mİ?'

New Jersey'de çalışan kadınlardan beşi, mesleki yaralanmalar yasası uyarınca, Waterbury fabrikasını dava etti. Fabrika işçisi Grace Fryer dava açmaya karar verdi, ancak şirket ile mücadele etmeye istekli bir avukat bulması tam iki yıl sürdü. Bu sürede hastalıkları daha da ilerledi. Avukat bulduktan sonra da dava süreci çok yavaş ilerledi. Davayı "Radyum Kızları" olarak adlandırılan Grace Fryer, Edna Hussman, Katherine Schaub ve kız kardeşler Quinta McDonald ve Albina Larice açtı. Kısa bir süre sonra hastalanmış başka eski çalışanlar da aralarına katıldı. Davacılar, kişi başına 250 bin dolar tazminat talep ediyorlardı. Ancak fabrikanın arkasındaki politik ve maddi destek çok güçlü idi ve dava uzadıkça uzuyordu. Dava medyada geniş bir şekilde yer aldı. Ocak 1928'de mahkemeye çıktıklarında hiçbiri yemin etmek için kollarını kaldıramadı. Dava sürerken Quinta’nın iki kalça kemiği kırıldı, Albina tamamen yatalak hale geldi. Edna artık neredeyse yürüyemez hale gelmişti ve fabrikada çalışmayı bırakalı yıllar olmasına rağmen geceleri hala saçları parıldıyordu. Çene kemiği kopmuş olan Katherine, avukatına “Eğer 250 bin doları kazanırsam cenazeme bir sürü gül alabilirim değil mi?” diye soruyordu.

Dava, çekişmeli bir şekilde üç yıl sürdü, bu sırada davalı genç kızlardan 13 tanesi radyum zehirlemesine bağlı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. 1928 sonbaharında, dava nihayet sonuca bağlandı ve jüri US Radium firmasının her bir davalıya 10 bin dolar tazminat ödemesine, ölene kadar da 600 dolar aylık bağlamasına ve tüm tıbbi bakım ücretlerini de üstlenmesine karar verdi. Buna ek olarak radyum boyası kullanımına ilişkin ciddi düzenlemeler getirildi. Illinois’deki Radium Dial Company çalışanı beş kadın da bu davayı emsal alarak işverenlerine dava açtı. Bu kadınlar, 1938'de tazminat almaya hak kazandılar.

Haklarında çok sayıda kitap, makale ve yazı bulunan bu kadınların hikâyesi 2018 yılında Radyum Kızları adında bir filme de konu oldu.

Rachel Sumner'ın "Radyum Kızları (Curie Eleison)" şarkısının sözleri şöyle:

Rosie'nin, kızları montaj hatlarına çağırdığı günlerde
"Undark" denilen bir karışım kol saati yüzlerini parlattı
Ve kalpleri yıldızlarla süslü kadınlar tezgahlarda
Karanlık gölgeleri savuşturmak için hevesle oturuyordu.

***

Her gün iki yüz kadran boyuyorlardı
Deve tüyünden yapılmış fırçalar ve minik şişelerdeki radyumla
Saatlerin üzerindeki rakamlar zarif, ince ve hafif bir şekilde parlamalıydı
Kızlara, fırçayı inceltmek için dudaklarını kullanmaları söylendi.

***

Tadı biraz kötüydü ama kimse aldırmıyordu…
Maaş, o zamanlar bir kadının kazanabileceğinin üç katından fazlaydı.
Radyum bir gençlik kaynağı olarak sunulmuştu
Tehlikeyi bilenler de sakladı.

***

Yaptıkları iş zor olsa da saat ressamları çok başarılıydı
Ve sihirli tozla kaplandıklarında kadranları çok mutlulardı
En sade elbiselerini bu tozla süsler, ışıldasınlar diye tenlerini bu tozla boyarlardı.
Karanlıkta parlayan dünyaya inmiş bir melek gibi

(Curie Eleison)

En parlak ışıklar bile eninde sonunda söner
Tam ömrünün baharında birinden bunu beklemezsiniz.
Her bir saat parmaklarının arasından geçerken hayal kurar, plan yaparlardı
Ömürlerinin çok kısa olacağını bilmeden.

***

Çok geçmeden bu genç kızlar yaşlı kadınlar gibi ağrılar çekmeye başladılar.
Vücutlarına yayılan acı korkuya dönüştü.
Doktorlar ne olduğunu anlamadıkları bu hastalığı tedavi etmek için her şeyi yaptı
Ama hiçbir şey bedenlerinin çökmesini engelleyemedi.

***

Ağrıdan yürüyemez oldular ve ağızlar kanamaya başladı
Çeneler kırılmaya başladı ve ışıldayan gülümsemeler yerini ufalanan dişlere bıraktı
Aileler doktor faturaları ve kredilerin altında ezildi
Ve keder, radyum gibi, kemiklerine yerleşmeye başladı.

(Curie Eleison)

Aynı anda bu kadar çok kadının hasta olması tesadüf değildi.
Ancak işveren masum görünüyordu.
Yine de farklı bir hikâyeler anlatmaya başladılar
Yalanların arkasında, çekilen acılardan sorumlu olduklarını biliyorlardı.

***

Parlak bir görüntü için kadınları askere alanlar
Şimdi onları karanlıkta tutmak için fazla mesai yapıyorlardı.
Tehlikeli olmasına rağmen tek bir protokol bile değiştirilmedi
Hızlı bir şekilde hastalandı işçiler

***

Büyük Amerikan Rüyasından kendilerine bir parça koparmak için can atan
Sağlıklı, genç, masum, saf kadınlar geldi yerlerine
Şirketin açgözlü taş kalpliliğini hiçbir şey değiştiremedi
Kadınların kalpleri teker teker sustuğunda bile

(Curie Eleison)

Keşke birilerinin tedaviyi bulduğunu söyleyebilseydim.
Ya da davanın hemen sonuçlandığını
Bu kadınlar bir ayakları çukurda,
Başkalarının kurtulabilmesi için son güçleriyle mücadele ettiler

***

Bugüne kadar kimse kaç kişinin hayatını kaybettiğini söyleyemedi.
Daha önce sesleri duyulsaydı, sayı düşerdi
Kadınların bu dünyada hak ettikleri gibi yaşadıklarını söyleyebilirsiniz
Bu doğru mu?
Küllerimiz hala sözlerimizden daha yüksek sesle konuşuyor...

Ekmek ve Gül için hazırlayan: Didem Gençtürk

İlgili haberler
GÜNÜN ŞARKISI Vanuatulu kadınlardan

Vanuatu’nın kuzey tropik adalarında yaşayan 'Vanuatu Women’s Water Music' grubu sanatçılarının perfo...

GÜNÜN ŞARKISI: Yoko Ono'dan 'Sisters o sisters'

Yoko Ono yıllar önce kızkardeşlerine seslenmişti bu şarkının dizelerinde... "Kızkardeşlerim, kızkard...

GÜNÜN ŞARKISI: Riff Cohen’den J’aime

Madem dans günü, bu şarkı size gelsin. Tam danslık. Hadi bakalım döküyoruz kurtlarımızı...