Hayatın tüm yükünü bizimle çeken dizler ve MENİSKÜS
Hayatın tüm yükünü çekerken vücudumuzun da yükünü çeken dizlerimiz. Bazen iflas ettiklerini düşünebiliriz. 'Menisküs’ kadınlarda sık görülen bir problem. Peki üstesinden nasıl gelebiliriz? İşte yanıtı

Menisküs problemlerini, dizin zorlanması sonucunda oluşan önemli bir sağlık sorunu olarak tanımlayabiliriz. Çoğunlukla, vücudun en sık yaralanan bölgelerinden biri olarak çıkar menisküsler karşımıza. Peki anatomik yapısıyla, üstlendiği göreviyle onları bu kadar önemli kılan nedir? 

Menisküsleri, diz ekleminin ortasındaki kıkırdak parçası olarak düşünebiliriz. Yapısı itibarıyla sert, düz ve lastiksi bir dokudur. Her bir bacağımızda, iki büyük kemiğin (üstte femur, altta tibia kemikleri) kesiştiği noktada ikişer adet yer alan bu yapılar, biri iç yanda diğeri ise dış yanda olmak üzere medial ve lateral menisküsler olarak adlandırılır. Diz eklem yüzeyini kaplayarak onu yastık gibi desteklemek ve korumak görevini üstlenir. Bir başka deyişle menisküsleri ‘C’ şeklinde ince yastıklar diye de düşünebiliriz. Dizde yuvarlak uyluk kemiği alt ucu ile düz kaval kemiği üst ucunun uyumlu bir eklem oluşturması, yükün taşınması, birçok yere dönme hareketinin yapılması, bu iki kemik arasındaki güç dengesinin sağlanması görevleri bu sayede gerçekleşmiş olur.

MENİSKÜSÜ NASIL KORURUZ?

Peki menisküsler hangi durumlarda zedelenir? Günlük yaşantımızda onları en doğru şekilde nasıl kullanırız? Özellikle dikkat etmemiz gereken konular var mı?
İlk olarak bilmemiz gereken nokta, vücudumuzda dizler hafif bükülü pozisyondayken, eklem üzerine en fazla yük binmiş durumdadır. İşte tam da bu durumda, vücudun kuvvetli bir şekilde dönmesi, menisküs yırtığına neden olabilmektedir. Özellikle ileri yaşlarda dejenere menisküs yırtıkları, ayrıca da sporcu yaralanmaları en fazla bu nedenle olur. Demek ki biz kadınlar işyerinde olsun, ev koşullarında olsun ani ve sert vücudu döndürme hareketini hele de dizler hafif bükülü pozisyondayken yapmayacağız.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yırtığın ilk belirtileri dizde ağrı, diz içinden gelen sesler, takılma ve kilitlenme hissidir. Eklem içinde yırtık olan bölgede hemen ya da birkaç saat sonra şişlik de gelişebilir. Dizi normal eklem hareketinin sonuna kadar bükemeyebilir ya da doğrultamayabilirsiniz. Diziniz kilitlenebilir ya da bir noktada takılabilir. Böyle bir durumda dizimizi zorlayacak hareketlerden kaçınmalıyız. Zaten vücudumuz bize ağrı yoluyla orada problem olduğunun sinyalini vermiş, hareket kısıtlamasıyla ve ödem yoluyla korumaya almıştır diyebiliriz. Hatta kronikleşmiş ileri vakalarda, vücudun sorunlu bölgede kireç üretmesinin mantığı da aynıdır.



DOĞRU BİR TEDAVİ AMA NASIL?
Diyelim ki herhangi bir nedenle menisküslerimizde çeşitli derecelerde travma gelişti. Böyle bir durumda aklınızdan geçenleri tahmin edebiliyorum. Ev işleri ne olacak? İş yerinde göreceğim muamele nasıl olur? Peki ya çocuklar? Tedavimin doğru ve güvenilir olmasını sağlamak için ne yapmalıyım? Öncelikle vakanın ani travmaya bağlı yaralanma yani ‘akut’ mu yoksa uzun süreli gelişen dejeneratif eklem problemi yani ‘kronik’ mi olup olmadığının ayırt edilmesi gerekir. Akut vakalarda acil müdahale gerektiren durum söz konusu olabilir. RICE adı ile de bilinen (kalpten daha yüksek seviyede dinlenme pozisyonunda buz uygulaması ve bandajlama yapmak) bu tedavi yöntemi, semptomların en aza indirilmesi ve hastanın rahatlaması için oldukça etkilidir. Demek ki dizimizde ani bir travma öyküsü yaşadığımızda, bölgeyi mümkün olduğunca hareket ettirmeden, en yakın sağlık kuruluşuna başvuracağız. Bu süreç içerisinde ağrı kesici almak muayene ve tedaviyi olumsuz etkileyebileceğinden, bundan kaçınmamız gerekir.

DURUŞ BOZUKLUĞUNUN BELİRLENMESİ TEDAVİ İÇİN ÖNEMLİ
Kronik vakalarda tedavi programı belirlerken, hastalık sebebini ortadan kaldıran, vücudumuzun doğal işleyişine uygun, kendi kendimizi iyileştirme potansiyelini ortaya çıkaran, aktifleyen, en az riskli yöntemi tercih etmek, en doğru seçenektir. Bu anlamda ‘fizyoterapide temel ölçme ve değerlendirmelerin’ yapılmış olması menisküs sorununun nedeninin belirlenmesi için büyük önem taşır. Örneğin her iki ayağımızın türlü sebeplerle (ayak arkında çökme, topuk dikeni, ayak başparmağı kemiğinin deviye olması vs.) uyum içinde çalışmaması, her iki bacak boyumuzun eşit olmaması ya da omurgamızdaki (çeşitli derecelerde doğuştan veya sonradan kazanılmış) yamukluk menisküse neden olabilir. Kısacası, temelde sahip olduğumuz başka bir kas eklem probleminin ikincil olarak menisküs yaralanmasına yol açabileceğini bilmemiz gerekir. Burada iyi bir ‘Postür Analizi Değerlendirmesi’ başka bir deyişle duruş bozukluğunun belirlenmesi, hastalığımız ne olursa olsun sebebin belirlenmesinde bize önemli bir adım attırmış olur. Cerrahi açıdan bakarsak menisküsde total rüptür (tam kopma) elbette çoğunlukla ameliyat için endikasyondur. Ancak parsiyal rüptür dediğimiz tam kopmanın olmadığı durumlar için doğal anatomik yapıyı bozmayacak, risk gerektirmeyecek tedavi yöntemlerini göz önüne almalıyız. Bilmemiz gerekir ki vücudun herhangi bir yerindeki kesi, diğer tüm bölgeleri olumsuz etkileyecek yapışıklık demektir. Aynı şekilde ameliyatla uygulanan metal implantlar da bünyemizin istemediği, yabancı cisim olarak savaştığı yapılardır.
İlgili haberler