Sömürünün enkazından mücadeleyle çıkacağız
'Çok bir istediğim yok. İnsan olduğumu, değerimin olduğunu hatırlamak istiyorum. Bu sebeple insanca şartlar altında, mobbing, taciz ve baskı olmadan çalışmak, gelecek nesilleri eğitmek istiyorum.'

"Hiçbir çocuğun travması olmayacağım" diyerek çıktığım bu yolda, özel okullardaki şartların; işverenlerin tutumlarının benim travmalarım haline gelmesi, henüz çok başında olduğum meslek hayatımda beni en derinden yaralayan şeylerden biridir.

TÜM BU FEDAKARLIK NİYE?

Özel sektör öğretmenleri mesai kavramı olmadan, emeğinin karşılığı verilmeden çalıştırılıyor. Örneğin, çalıştığım kurumun servis imkanı sağlamaması nedeniyle sabah çok erken saatlerde yola düşüyor, birkaç aktarma yaparak iş yerime ulaşmaya çalışıyorum. Tabii kış mevsimi, yağmuru, çamuru da bunun cabası. Karşılanmayan yol ücretimi de unutmayalım. Neden yaşamımı devam ettirmek için para kazanmak amacıyla iş yerine giderken cebimden para çıkıyor? Tüm bu fedakarlıklar, yola verdiğimiz parayı da çıkardığımızda elimizde kalan asgari ücretin altındaki maaşımız için mi? Ben neden kendime, sevdiklerime ayırmam gereken vakitten kısıp geçinebilmek için özel ders vermek zorunda kalıyorum? Oysa bizim emeğimiz ortada ve bu emeğin karşılığını da doğru orantıda görmek istemek en büyük hakkımız.

BAKAN PATRONLARIN BAKANI

Öncelikli talebimiz taban maaş hakkımızın geri gelmesi. 29 Ocak eylemi sonrasında nisan ayı içinde koşulların, özlük haklarımızın ve taban maaş isteğimizin değerlendirileceği ve bununla ilgili çalışmalar yapılacağı sözünü veren Bakan Yusuf Tekin, yine ilk fırsatta bu sözlerini yalanlayıp böyle bir yetkisi olmadığını söyleyerek biz öğretmenleri gözden çıkardı. Tekin yine patronların bakanı olmayı tercih etti. Bakan bizi öğretmeni gibi görmezken işverenlerin de bizi hor görmesi, şaka adı altında iğnelemesi, aba altından sopa göstermesi de kaçınılmaz değil mi?

Ben henüz 26 yaşında, 3 yıllık bir öğretmenim. Yaşım bahane edilerek bu kurumlarda bana sanki çocukmuşum gibi bağırılıp emir verilebiliyor. "Senin yaşın kadar benim meslek hayatım var" cümlesi arkasına sığınılarak bana asgari ücretten daha düşük ücretler, utanmadan teklif edilebiliyor. Bu sektörün içinde "Artık şaşıracak bir şey kalmadı, daha ne olabilir" dedikçe hep daha fazlası karşıma çıkıyor. Akşam eve gittiğimde huzurla yemeğimi yemek, kafam rahat yatağıma yatmak istiyorum. Çok bir istediğim yok. İnsan olduğumu, değerimin olduğunu hatırlamak istiyorum. Bu sebeple insanca şartlar altında, mobbing, taciz ve baskı olmadan çalışmak, gelecek nesilleri eğitmek istiyorum. Eşit işe eşit ücret talep ediyorum, özlük haklarımızın düzenlemesini istiyorum. Bizler evlerine bile iş götürmek zorunda kalan; ek ders, nöbet, kırtasiye gibi ücretleri ödenmeyen, asgari ücrete çalışmaya mahkum edilmiş özel sektör öğretmenleri olarak bu 1 Mayıs'ta tüm taleplerimizi daha yüksek sesle dile getireceğiz. Sömürünün yaratmış olduğu bu enkazın altında kalmayacak, birlik olup mücadele ederek bu enkazdan çıkacağız.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
İşçi ve emekçi kadınlar yanıtladı: 1 Mayıs’ta ne y...

1 Mayıs’a sayılı günler kalmışken farklı illerden işçi ve emekçi kadınlara 1 Mayıs’ta ne yapacakları...

Kız kardeşlerimizin isyanını 1 Mayıs’ta alanlara t...

‘İçimizdeki öfkeyi, mücadelemizin ateşini, emeğimizin gücünü, kız kardeşlerimizin isyanını, anneleri...

8 Mart'a giderken özel sektörde çalışan bir öğretm...

'Bizim özlük haklarımız ve zam talebimiz umurlarında değil ama bizden beklentileri hep aynıdır: hass...