Hamile kadınlar için fabrikayı örgütleyen Arife
Yoğun çalışma sırasında bebeğini düşüren Arife, başka bir kadın aynı şeyi yaşamasın diye kolları sıvıyor ve diğer işçilerle fabrikaya sendika sokuyorlar.

Gıda-İş’in 34. Olağan Genel Kurulunda işçiler kürsüde sendikalaşma mücadelesinde nasıl zorluklarla karşılaştıklarını sıralarken beyaz ceketli, yeşil elbiseli, İstanbul’un ayazına hazırlıksız yakalandığı her halinden belli bir kadın çıkıyor kürsüye. “Zor evet” diyor. Ama imkansız olmadığı mesajını veriyor. Kadınların canının çıkartıldığı çalışma koşullarının tak ettiği noktada neler yapabileceğinin bir örneğini sunuyor: “23 yaşımdaydım ve hamileydim. İş yerinde mobbing ve baskı yüzünden bebeğimi kaybettim. Öfkelendim, bebeğini kaybetmiş bir kadın olarak bütün arkadaşlarımı örgütleme uğraşına girdim ve bin kişilik fabrikaya DİSK’i soktuk.”

Cesaret veren bu mesajının ardından Arife ile karşılıklı bir kahve içmeye karar veriyoruz. Aydın Söke’den gelmiş, “Hakikaten bu kadar soğuk olacağını tahmin edemedim buraların, alışkın değiliz” diyor. Önce biraz ısınıyoruz, sonra hikayesini anlatıyor tüm işçi kadınlara cesaret versin diye.

‘HAMİLEYDİM, KANAMAMA RAĞMEN ZORLA ÇALIŞTIRDILAR’

Arife Çevik 5 çocuklu bir ailenin “Kız çocukları okumaz” denilerek üniversiteye gönderilmeyen kızı. Ailesi tarafında görücü usulü evlendirildi. Görücü usulü olmasına rağmen, eşinin büyük destekçisi olduğunu söylüyor hayatı boyunca. Daha 18’inde bir tekstil fabrikasına giriyor. ABD’ye üretim yapan, bin kişinin çalıştığı VF Ege Lee Giyim fabrikası.

Şöyle anlatıyor çalışma koşullarını: “3 vardiya çalışıyorduk, geceleri de bizi mesaiye bırakıyorlardı. Tuvalete her dakika gitmene izin yok, yanımda bir çöp kovası sürekli ona kusuyordum. Akşam kanamam başladı. ‘Bu halde nasıl çalışacağım?’ dedim. ‘Çalışırsın bir şey olmaz, hamilelikte olur böyle kanamalar’ dediler. Korktum ekmeğimden olurum diye, kaldım. Sancım başladı, dayanamadım çığlıklar attım. Eşim gelip hastaneye götürdü beni, iş yeri bile götürmedi. O gün çocuğumu düşürdüm. Dünyam başıma yıkıldı. Erken gelinse çocuk kurtulurmuş, doktor öyle söyledi. Çok öfkeliydim. Tekrar işe başladım. Benim canım yandı başkalarının canı yanmasın diye ne yapabileceğimi düşündüm. Belediye başkanına gittim, ‘Sendikalı olursan hakların olur’ dedi. Sendikanın ne demek olduğunu bile bilmiyordum. Sendikanın ne olduğunu öğrendim, ilk başta en samimi olduklarımı ikna ettim. Araştırdık yanımdaki arkadaşlarımla sonra. Fabrikada hamile işçiler gece saatlerine kadar çalışıyor, bir de fazla mesaiye zorla bırakılıyordu. Hamile bile olsan verilen sayıyı çıkarmak zorundaydın. Hiçbir hakkımız yoktu. Bunun için mücadele büyüdü.”

‘SENDİKAL MÜCADELE BAŞLATTIK, KAHVEHANELERİ DOLAŞTIK’

“DİSK-Tekstil’i çağırdık. Ekipler kurduk, o zamanlar noterden paralı üye olabiliyordun. Geceleri kahvehaneleri dolaşıyorduk işçileri ikna etmek için. Kadın kahveye mi gidermiş? Gidiyorduk ama, bıktık usanmıştık çünkü. Kadınlı erkekli oturup, sendikaya ikna etmeye çalışıyorduk işçi arkadaşlarımızı. Patron bunu duydu, TEKSİF’i getirdi, beyaz yakalıları, şefleri sendikalı yaptı. Mobbing, baskı arttı. Paletlere tekme atarak şiddet gösterdiler bize. Dik durduk, her şeyi göze almıştık. 3 arkadaşımızı işçilere gözdağı vermek için işten çıkardılar. Ama biz kazandık, işten atılan işçileri de geri aldırdık, sendikayı da soktuk fabrikaya. İşçiler beni temsilci yaptı. TİS masasında, istediklerimizi sıraladım. Hamile kadınlar için de elbette; “Hamile kadınlar gece çalışamaz, ayda bir hamile kadınların kontrol izni olması” gibi maddeler soktuk sözleşmeye. Bu süreç hepimize büyük güç ve cesaret verdi. Artık hakkımıza her göz dikme hamlesinde karşı geliyorduk. Ama biz fabrikadaki mücadelemizle kalmadık, o dönem başka yerlerde işçiler direnişteyken de destek verdik, dayanışma gösterdik. 18 yıl çalıştım orada.”

‘ÖNCE İSTEMELİYİZ’

VF Ege Lee Giyim fabrikasının 2017’de kapatma kararı almasının ardından kendisine ödenen tazminatla Söke’de kendisine market, büfe, gıda üzerine küçük bir iş yeri açtı ancak mücadeleden hiç vazgeçemediğini söylüyor. “Eşim dükkanda durur ben yine koştur koştur basın açıklamalarına, bir yerleri örgütlenme çalışmasına giderim. Hiçbir zaman ‘Ben’ demedim, ‘Biz’ dedim. Çünkü çocuklarım bizim yaşadığımız zorlu koşulları yaşamasın istiyorum. Biz mücadele etmezsek kim edecek? Hiçbir zaman pes etmeyeceğim, mücadele etmeye, öğrendiklerimi işçilere aktarmaya devam edeceğim.”

Arife şimdi Gıda-İş’te örgütlenme çalışması yürütüyor ve Ekmek ve Gül’ü okuyan tüm işçi kadınlara sesleniyor, “Şu anda pek çok iş yerinde fazla mesai, uzun çalışma saatleri ve düşük ücret var. ‘Ekmeğimden olurum’ korkusu yaşanıyor ancak korkularımızı yenmeliyiz. Yeter ki haklarını bil, önce iste.”

‘ÖZAK İŞÇİLERİNİN YANINDAYIM’
Arife, Urfa’da sendikal hakları için direniş gösteren Özak Tekstil işçilerine de dayanışma mesajı yolluyor, “İşçiler, en doğal hakkını, anayasal hakkını kullanıyor. Sen bunu gazla, copla engelleyemezsin. İşveren neden engel oluyor buna çünkü sarı sendika ile ağa babası gibi işlerini yürütüyor. Sendika dediğin işçi istiyorsa şalterin indirilmesine engel olmayacak. Bugün jandarmalar Özak işçilerinin karşısında, yıllar önce de bizim karşımızdaydı. Onlar işverenin jandarmaları… Sermayenin yanında, işçinin karşısında. Dik duruşumuzu bırakmadık, kazandık. Dirençlerini kırmazlarsa bil ki onlar kazanacak., bundan çok eminim. Her direnç üzerine katlana katlana büyür. Burada kazanmanın yolu o dik duruşu devam ettirmek ancak dayanışma da çok önemli. Kadınlar birlik olsa yer yerinden oynar, kadınlar da destek vermeli oradaki kadın işçilere. Biz hak mücadelemizi tarihimizde kazandık, onlar da kazanacak. Asla pes etmeyin, uzak da olsam yanlarındayım. Bir telefon uzaklarındayım. Siz emeğinizin hakkını istiyorsunuz, daha haklı bir dava yok!”

Fotoğraf: Kişisel arşiv

İlgili haberler
Pantolon dikmeye değil direniş ağını örmeye

Ufak bir tanışma faslından sonra benim soru sormama kalmadan başladık direnişin simgesi olan Özak Te...

Haklarımıza göz dikenlerin karşısındayız

Dönüp geçtiğimiz yıla bakıldığında hatırlanacak, önümüzdeki yıl için aklımıza kazınacak o kadar çok...

Sarı sendika, patron, devlet girdabına karşı gücüm...

Sendikalı kadınların başat taleplerinin göz ardı edilmemesi de burada kadınların birliğinden geçiyor...