Küçükçekmece'de 25 Kasım buluşması: Şimdi yan yana gelip haklarımızı öğrenebiliyoruz
25 Kasım yaklaşırken Küçükçekmece Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneğinde kadınlar yan yana geldi, yaşamlarında karşılaştıkları şiddeti konuştular.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü yaklaşırken İstanbul’da bulunan Küçükçekmece Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneğinde buluştuk. İlk olarak 25 Kasım’ın, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü olması tarihini konuştuktan sonra, Gözlemevi’nin yayımladığı Hegemonya belgeselini izledik.

Belgeselin üzerine yaptığımız sohbette kadınlar, en çok toplumdaki kalıplaşmış cinsiyet rollerinin kadının üzerindeki yansımalarından bahsettiler. Belgeselde anlatılan hikayeler, etkinliğe katılan kadınların her birinin hayatından kesitlerle ortaklaşıyordu.

Buluşmaya katılan kadınlar yaşamlarında karşılaştıkları ayrımcılığı şöyle anlattı:

Tülin: “Anamızdan, atamızdan gördüklerimizi yaşadık biz. Ama şimdi yan yana gelebiliyoruz. Haklarımızı öğrenebiliyoruz. ‘Erkeğine saygı duyacaksın onun sözü üzerine söz söylemeyeceksin. O konuşur sen susacaksın. O sana bir şey söylerken tepki vermeyeceksin.’ Biz bu şekilde öğrendik. Belgeselde de ‘Yaşam şeklim bu, normalin bu olduğunu sanıyordum’ diyor kadınlardan birisi. Ben de aynı şeyi yaşadım yıllarca. Eşimin bana en ufak bir sözü bile şiddet imiş, bunu öğrendim.”
 
Aysel: “Eşimin işi bir tane, benim onlarca. O sabah işe gidiyor akşam geliyor. Ben getir götür, çocukların bakımı, bakkal- çarşı pazar... Dönüp baktığında arkanda kalan zaman bomboş. Sıfırın bile bazen çok değeri var. Ama biz kadınların sıfır kadar bile değeri yok. Mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeliyiz. 30 yıllık evlilik hayatımda öğrendiğim en temel şey benim bu.”

Nuray: “Erkek çocuk ile kız çocuğu aynı şartlarda büyümüyor. Toplum kadına ‘senin yerin belli’ diyor. Kadınlar daha yeni bilinçlenmeye başladı. Kadınlar artık ‘ben varım’ diyor. Kadınlar iş hayatına atıldıktan sonra kendine olan güveni artıyor.”

Seray: “Kadın ‘ben varım’ diyor. Erkek bunu kabul etmiyor. Erkeklerin çoğu düşünmeyen kadın istiyor. Orada başlıyor şiddet.”

Leyla: “Benim kız kardeşlerim de erkek kardeşlerim de var. Hepsi çalışıyor. Ev aldılar. En çok kız kardeşlerimin emeği var. Ama kızların o evde bir hakkı bile yok. 30 yaşındaki kız kardeşimin söz hakkı yok. Ama 25 yaşındaki erkek kardeşimin söz hakkı var.”

Kader: “İş yerimizdeki yönetici kadınların biz çalışan kadınlar üzerinde kurmaya çalıştıkları baskılar var.”

Suna: “Ben gıdada çalışıyorum. Bizim sektöründe çoğunluğu erkek çalışan. Biz gıdada çalışan kadınlar psikolojik şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Geçen kalfalık belgesi almak için sınava girdiğimde sınava giren tek kadın benim diye bütün gözler bendeydi. Bakışları ile ‘bu kadının burada ne işi var’ diyorlardı. Ben bir kadın olarak başardığım için çok gururluyum.”

Elif: “Kadınların nefes almasını istemiyorlar, kadınların kafasını kaldırmasını istemiyorlar. Devlet İstanbul Sözleşmesi'ni uygulasaydı kadına yönelik şiddet azalırdı, kadının özgürlüğünü sağlayacak olanakları kadınlara verseydi şiddet azalırdı. Kadının üzerindeki çocuk bakımını alsaydı şiddet azalırdı. ‘Sen erkeksin, sen kadınsın, sen şu inançtansın, sen bu inançtansın, sen şu kimlikten sen bu kimliktensin’ diyerek bölüyorlar bizleri.”

Peki biz Küçükçekmece Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği olarak ne yapacağız? Dayanışma ile kız kardeşlerimizle buluşacağız her geçen gün çemberimizi büyüteceğiz.

Fotoğraf: Küçükçekmece Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği

İlgili haberler
Defne’den Küçükçekmece’ye kadınların mücadelesine...

Bu memleketin içinde sürüklendiği umutsuzluk haline rağmen kız kardeşlerimiz umuda ışık tuttular. An...

Kalplerimizi saracak yeni bir yuva: Defne Kadın De...

Kız Kardeşlik Köprüsü kampanyası sürecine dahil olan kadınlarla bir arada olabilmenin aracı olur düş...

Umudunu kaybettiğinde bu kalabalığı hatırla

25 Kasım’da dünyanın dört bir yanındaki kadınlarla sesimiz bir olacak ve yaşadığımız sorunlar karşıs...