Kadınlar savaş değil, barış istiyor!
‘Ha bir akşam karanlıkta bir sokakta giderken öldürülmek, ha savaşta evinin kapısına gelip öldürülmek, bu sistemde kadınlara hep ölüm var.’

Savaş denediğinde kadınların aklına gelen ilk şey yıkılmış bir yuva, yok olmuş bir hayat, şiddet, yoksulluk, istismar ve çokça travmadır. Tarihten de örneklerini okuduğumuz kadarıyla savaşın en vurucu noktalarından biridir kadınların yaşamı. Esenyurt’ta bir araya geldiğimiz kadınlarla da savaşı ve savaşın kadınlar üzerindeki etkilerini konuştuk. Kimi cihatçı bir örgüt olarak tarif ettiği Hamas yüzünden bugün savaşın başladığını, kimi ise her koşulda iki taraf için de bu durumun insanlık suçu olduğunu ifade ediyor, ancak daha detaylandırarak konuşmaya başladığımızda görüyoruz ki kadınlar savaş değil barış istiyor.

‘FİLİSTİN MİTİNGİ DEĞİL, İSRAİL’E YAPTIRIM’

Metal işçisi bir kadın arkadaşla sohbet ediyoruz, kendini muhafazakâr olarak tanıtan biri. En başta “çocuklar” diyor, “Savaş başladığında olan hep kadınlara ve çocuklara oluyor çünkü geride kalanlar hep onlar oluyor. Düşman askeri ile karşılaşan kadının tecavüze uğramama ihtimali yok, en iyi ihtimalle öldürülüyorlar” diye tarif ediyor savaşı. İsrail’in saldırılarına daha dini bir perspektifle bakıyor, onun için Filistin kutsal topraklar ve bu aslında bir yanıyla da İslam’a karşı bir saldırı. Ama ne olursa olsun savaşın kazananı olmadığını, her iki taraf için de hem sosyal hem de ekonomik olarak çok ciddi bir yıkım olduğunu söylüyor. Hükümetin İsrail karşıtı söylemlerini desteklese de “Acaba bize de sıçrar mı?” korkusu taşıyor. Ve bu söylemleri yetersiz bulduğunu ifade ediyor. “Filistin mitingi değil, İsrail’e yaptırım uygulanmalı” diyor. Ancak dünya tepki verirse İsrail’in duracağını söylüyor.

‘BU SİSTEMDE KADINLARA HEP ÖLÜM VAR’

Başka bir kadın işçiyle sohbet ediyoruz, Filistinli kadınların feryatlarının dinmediği görüntüleri zihninden atamadığını, bir yandan dünyada bu kadar kanlı bir savaş varken günlük rutinine devam etmenin kendini kahrettiğinden bahsediyor. Ölen ve yaralanan çocukları gördükçe kendi çocuklarını gözünün önüne getirdiğini fakat elinden gelen bir şey olmadığını söylüyor. Bir yandan Hamas’ın terör örgütü olduğunu, bu kez savaşı başlatanın Hamas’ın hamlesi olduğunu söylüyor fakat on yıllardır İsrail zulmünü de görmezden gelmiyor bir yanıyla. Tüm bunlar konuşulurken gözündeki kaygıyı, kadınların sadece İsrail ya da Filistin vatandaşı olduğu için öldürülüyor olmasının korkusunu çok açık görebiliyoruz gözlerinde. Bir benzetme de yapıyor: “Ha bir akşam karanlıkta bir sokakta giderken öldürülmek, ha savaşta evinin kapısına gelip öldürülmek, bu sistemde kadınlara hep ölüm var.”

SESİNİ YÜKSELT

Bu iki kadın ile tartıştığımız ve hatta bugün tam da tartışmamız gereken şeyin kapitalizmin yarattığı savaşın asla kazananının olmayacağı, kadınlara, çocuklara, halklara hiçbir fayda getirmeyeceği, aksine yıkım, yoksulluk, şiddet gibi toplumsal sorunları arttıracağı. Filistin halkı on yıllardır sürdürdüğü mücadelede, her fırsatta emperyalist iş birlikçilerinin desteği ile yeniden ve yeniden İsrail’in saldırılarına ve katliamlarına maruz kalıyor. Yıkımla, yoksullukla, açlıkla sürekli sınanıyor. Kadınların dün olduğu gibi bugün de savaşlarda ilk gözden çıkarılanlar olmaları, savaş ganimeti görülmeleri, istismarın her şekline maruz bırakılmaları ise savaşın kadınlar açısından en acı gerçeklerinin başında geliyor. Kadınlar olarak dün olduğu gibi ne ülkemizde ne de dünyada savaş istemiyoruz. Amasız fakatsız masumların, sivillerin öldürüldüğü, insanlık suçlarının işlendiği her koşulda kadınlar olarak bunun karşısında yer almalıyız. Savaşları durduracak olan şey de kuru bir hamasetten değil, örgütlü mücadeleden geçer. Savaşları ancak karşısında durarak, o savaşların parçası olmayarak, savaş çığırtkanlığına izin vermeyerek ve her koşulda barışı destekleyerek örgütlü bir halk ile durdurabiliriz. Bu yüzden kadınlar olarak bir kez daha yükseltiyoruz sesimizi, kadınlar savaş değil, barış istiyor!

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
25 Kasım’a giderken: Kadınlar emperyalizmin ve sav...

Dünyada bu tabloyla ilerliyoruz 25 Kasım’a. Bir yandan dünyada halkları sarıp sarmalayan yoksulluk,...

Yoksulluğa, şiddete, savaşa karşı mücadelemiz var!

Yaşamak için, eşitlik için, şiddetsiz bir yaşam için müttefiklerimiz var.

Silah satanlar savaşı çıkartır, çocuklar ve kadınl...

Açlık sınırının altında yaşadığımız bir dönemde, insanca yaşanacak bir ücret mücadelesi verirken, ka...