Güneşin İki Yüzü
Bahar Eriş’in son romanının baş karakteri Zeynep, acıyı, melankoliyi, içimizde taşıdığımız ve sonra birbirimize aktardığımız üzüntüleri, kabuk değiştirerek dönüştürebileceğimizi gösteriyor.

Mütercim tercüman, akademisyen ve yazar olan, Her Çocuk Üstün Yeteneklidir, Gölgedeki Yıldızlar – Disleksinin Gizli Yetenekleri, Anne Beynim Aç, Çocuklar Nasıl Başarır, Şimdi Değilse Ne Zaman, Hayatın İlk Üç Yılı gibi çocuk eğitimi konusuna odaklanmış kitaplarından tanıdığımız Dr. Bahar Eriş’in ilk romanı olan Güneşin İki Yüzü Kasım ayında yayımlandı.

Yazarın kendi hayatından esintileri de barındırdığını tahmin ettiğim bu roman daha çok Zeynep’in içsesi olarak yansımış sayfalara. Zeynep biraz Duygu Asena, biraz Cengiz Aytmatov gibi konuşurken toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine isyan eden, kadınlara çizilmek istenen sınırlara sığmayan bir karakter olarak çıkıyor okuyucunun karşısına.

ERKEKLERİN AYAKLARI, KADINLARIN KANATLARI

Zeynep’in kitaplarla kurduğu içten dostluk romanın başkarakterlerinden anneannesinin, (Zeynep’in deyimi ile Anane Karenina’nın) sayesinde. Yine de, anneannesinin aksine kadının en büyük hedefinin iyi bir evlilik yapmak olması gerektiğini düşünmeyen Zeynep, “mis gibi yalnızlığı, mış gibi ilişkilere yeğ” tutarak kendi ayakları üzerinde durmak, kendini var etmek için tüm gücü ile çabalayan bir genç kadın. Zeynep çok erken tanıştığı kitaplardan kendine bir duvar örüyor adeta. Okuduğu kitaplardaki güçlü kadın karakterleri kendisine örnek alan ve kadın yazarların hayatlarından ders çıkarmak isteyen Zeynep evliliği, “iki eksik varlığın birbirlerine eklemlenmesinden oluşan bir ucube” olarak tanımlıyor. “Erkeklerin ayakları, kadınların kanatları yol yakınken kırılıyordu… Ayaksız Adam ile Kanatsız Kadının oluşturduğu ucube bir Voltran’dı bu. Karşılıklı bir organ bağışıydı. Sen bana ayak ol, ben sana kanat. Fakat bu organ bağışında kimse hayata dönemiyordu. Kimse kendi başına var olamıyordu. Mecburiyetler üzerinden kurulmuş mutsuz yaşantılara yelken açılıyordu sadece” diyen Zeynep, hiç bulamayacağını sandığı aşkına da romanın ilerleyen sayfalarında rastlıyor.

Zeynep ile Can’ın yaşamları her şeyin yolunda olduğu, çok romantik ve güzel bir aşk hikayesi olarak insanın içini ısıtırken, nereden bir musibet gelip bu güzelliği dağıtacak diye tetikte bırakıyor insanı.

UMUTLU BİR YOLCULUK

Romanda eleştirebileceğimiz bir nokta, sorunların da, çözümlerin de bireysel ele alınmış olması, toplumsal sorunların ancak toplumsal dönüşümlerle çözülebileceğini atlayan bir bakış açısı içermesi diyebiliriz. Ancak bir roman sınırları içerisinde özellikle kadın karakterin bu dünyada kadınlara biçilen rolleri keskin bir dille reddederek kendisini özgürce geliştirebilmesinin anlatılmasını da önemli buluyorum. Hayatın güzelliklerine kucak açarken, acımasız sürprizleri karşısında da yılmayan Zeynep’in yaşadıkları bizi duygudan duyguya sürüklüyor. Kimi zamanlarda gülümseten, kimi zaman kahkaha attıran, kimi zaman da gözlerimizi buğulandıran satırlar bir çırpıda akıp gidiyor, siz nasıl olduğunu anlamadan roman bitiveriyor. Bu kadar hızlı okunabilmesi de yazarın dilinin akıcılığı ve sürükleyiciliği konusunda bir ipucu verebilir merak edenlere.

Roman arka kapakta da tarif edildiği gibi “Okuru kimi zaman eğlenceli, kimi zaman hüzünlü ama ne olursa olsun umutlu bir yolculuğa çıkarıyor. İnsan ruhunun küçük kusurlarını ince bir mizahla işlerken, arka planda kendisiyle yüzleşen, kendisini yeniden inşa eden bir kadının zaman içindeki dönüşümünü büyüleyici bir kameradan yansıtıyor. Zeynep, insanın farklı kimliklerini bulmasının yollarını ararken, acıyı, melankoliyi, içimizde taşıdığımız ve sonra birbirimize aktardığımız üzüntüleri, adım adım yol alarak, kabuk değiştirerek, kendimizi gerçekleştirme çabasıyla dönüştürebileceğimizi gösteriyor. Güneş ışığından örülmüş bir eldivenle yaşama dokunulabilir mi? Dokunulur, evet. Bahar Eriş, ilk romanındaki her cümlesiyle bunu yapıyor.”

Bahar Eriş
Alfa Yayınları - 1. Basım Kasım 2022
224 sayfa

Görsel: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Tanıdık bir yer: Hapishane

‘Hapishane’, bir kadının kendi hapishane deneyimlerini anlattığı ilk roman örneklerinden olması sebe...

Bir kitap: Ana

Sarhoş baba çürümeye yüz tutmuş kapitalizmi, ana emeği, Pavel ise uğruna mücadele ettikleri geleceği...

Bir kitap önerisi: Amok Koşucusu

Onuruna, gururuna, aşkına sahip çıkan bir kadın, doktorun yardımı olmadan hayatta kalamayacağını bil...