Gösterişin arkasındaki yoksulluk: Kuştepe
Romanların, Roman olmayanların birlikte yaşadığı Kuştepe kadınlar için Trumptower’ın gösterişi arkasındaki yoksulluğu, acıyı, kimsesizliği, elden hiçbir şey gelmemeyi temsil ediyor.

Kuştepe Mahallesi’nin ismini çok duyarız. “Pis işlerin çevrildiği belalı yer” diye tarif edilir; yoksul Romanlerın bunca betonlaşmaya karşı gecekondularıyla direndiği yer olarak bilinir. Koca bir alışveriş merkezinin arka sokağında olan, lüksün şatafatın örttüğü; ama olayların, kavga gürültünün, korkunun üzerini örtemediği bir yoksulluğun içine, Kuştepe’ye doğru ilerliyoruz arkadaşım Büşra ile. Amacımız biraz mahallede gezmek, biraz kadınlarla sohbet etmek... Sokağın başında gecekonduların ucu bucağı görünmüyor. İç içe geçmiş konduların önünde oturan bir grup karşılıyor bizi. Çok sıcak kanlı kadınlar. 78 yaşındaki Handan ile sohbet etmeye başlıyoruz.

Handan devletten 4 ayda bin 100 lira alıyormuş, e haliyle bu para onu geçindirmiyor ve o da falcılık yapıyor. Tam 60 senedir yapıyor falcılığı. “Burada çingenelerin çoğu Selanik göçmenidir. Atatürk zamanında göçtük. İstanbul’da ilk Zincirlikuyu’da yaşıyorduk; zenginleri oraya, biz fakirleri de buraya yerleştirdiler. Bizleri namaz kılmayız diye sevmezler.” Handan konuşurken İpek hemen söze girerek: “Ben de evlendim ayrıldım, 26 yaşında bir kızım var. Dışarıdan gelenlere, bizim gibi olmayan kadınlara “gacı” deriz. Burada çok gacı yaşıyor. Çünkü kira fiyatları çok düşük. Bir evde 5 kişi yaşıyoruz biz de, ben çiçekçilik yapıyorum. Sabah 8’den akşam 9’a kadar çalıyorum. Burada yaşayanlar ya çiçekçilik ya da hurdacılık yaparak para kazanır.”

Handan ve İpek’le sohbet ederken Sibel de bizi dinliyor. Sibel’e soruyoruz: “Çalıyor musun, okuyor musun?” Cevap veriyor Sibel: “Benim haftaya düğünüm var.” Bizim şaşkınlığımızı gören Sibel konuşmaya devam ediyor: “Romanlarda böyle. Darbuka çalacak düğünümde siz de gelin.”


KADINLARIN EN BÜYÜK DERDİ BONZAİ
Sohbet bitince sokakta ilerliyoruz. Üst üste gecekondular, eski kat kat binalar, sokakta oynayan çocuklar, çamaşırların pencereden pencereye asılı oluşu, kapı önlerinde insanların sohbet edip çekirdek çitlemesi... Çocukluğumdaki gecekonduların samimiyetini hissediyorum tekrar sokaklar arasında giderken. Orta yaşın üzerinde kadınlarla devam ediyoruz sohbete. 58 yaşında çöp toplama işi yapan Sevgi günde 100 kilo çöp topladığını anlatıyor. 100 kilo kâğıt toplamaya 10 lira kazanıyormuş. Günlük en yüksek kazancı 25 lira. “20 senedir bu işi yapıyorum. 5 kızım 2 oğlum var. 38 senedir de burada yaşıyorum. Evin kirası kötü bir ev olmasına rağmen 700 lira” diyor. Borçları çokmuş, yaptığı iş de eziyetli. Hayatında hep çile olduğunu söylüyor. Mahallesinde kol gezen uyuşturucudan şikayet ediyor: “Sizden 2 saat önce bonzai kullanan bir genç öldü. Son üç senedir bonzai satışı fazlalaştı. Her yerde torbacılar var. Hükümet hiç ilgilenmiyor. Yakalanıyor sonra serbest bırakılıyor satanlar; herkesin çocuğunu mahvetti bonzai. Bir sürü insan var burada, Roman, Bigalı, Kayserili... Kim istersen var.”

Hilal de anlatıyor kendini. 4 çocuğu ve bir engelli kızı var onun da. Engelli kızına bağlanan maaş ile biraz olsun geçinmeye çalışsa da yetmiyormuş. Onun da oturduğu ev 700 lira. 10 senedir kâğıt toplayarak yaşamını sürdürüyormuş o da. Büyük oğlu bonzai kullanıyormuş 6 senedir. “Bırakmasını istiyoruz ama bırakamıyor” diyor.
Selanik göçmeni olan Gülsüm, 60 senedir burada yaşıyor. “Babamdan kalma evimiz var. 5 kardeş aynı evde yaşıyoruz. Eşimin emekliliği olmasa yaşamam mümkün değil. O da bonzai içip ölen genç çocuğundan bahsedip uyuşturucuya da devlete de öfke kusuyor. “Her gün yeni bir haber duyuyoruz mahalleden, içenlerle o kadar çok ki. Keşke bir çözüm olsa” diyor.
Romanların, Roman olmayanların birlikte yaşadığı Kuştepe kadınlar için Trumptower’ın gösterişi arkasındaki yoksulluğu, acıyı, kimsesizliği, elden hiçbir şey gelmemeyi temsil ediyor.

İlgili haberler
İŞTE ELİF’İN YAŞAMI : Evde kocaya, işte ustabaşıya...

Yaşamı boyunca pek çok kadın gibi türlü haksızlıklara ve ayrımcılığa uğrayan Elif, ne kadar sorun ya...

Onlar geldikten sonra...

Seçimler konuşulurken sohbet de memleketin hali de dönüp dolaşıp Suriyelilerin Türkiye’ye gelmesine...

Asiye

‘Evime gelir gelmez ilk iş eşimden dayak yedim.’ Asiye’ye atılan son dayak bu olmuş. Hiçbir barbarlı...


Sıradaki haber
Asiye