CİTÖK kazanıldı, şimdi sıra onu işletmekte!
'Diğer üniversitelerdeki CİTÖK’lerin durumundan dersler çıkardık ve bu deneyimlerin bize öğrettiği bir şey elbette var. CİTÖK etkin işletilene kadar mücadelemize devam etmeliyiz.'

İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin bir seneyi aşkın mücadelesi geçtiğimiz haftalarda karşılık buldu ve üniversitemizde bir Cinsel Tacizi, Saldırıyı ve Ayrımcılığı Önleme Kurulu (CİTÖK) kuruldu. Bugün üniversitelerin içinde bulunduğu durumu göz önünde bulundurduğumuzda bu kazanım bizler için çok önemli bir yerde duruyor. Peki, CİTÖK nasıl kuruldu? Bu kazanım neden öğrencilerin başarısı?

KULÜPLER GÜVENLİ KAMPÜS İÇİN BİRLEŞTİ

Aslında mücadele; 2022 Kasım ayında, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde akademisyen olan Bülent Arı’nın Kocaeli Üniversitesi’ndeki bir akademisyeni taciz etmesi haberi ile başladı. Kadın Çalışmaları Komisyonu olarak zaten aklımızda olan ve kurulmasını istediğimiz CİTÖK için ilk adımı sene başında atmıştık; İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencilerinin katıldığı bir CİTÖK forumu düzenlemiştik. Bu forumda kadınların ihtiyaçlarını ve taleplerini konuşmuş ve forumdan bir CİTÖK fikriyle çıkmıştık. Birkaç hafta sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki bu haberi duyduğumuzda şunu biliyorduk: Böyle taciz haberlerinin son olmayacaktı ve öğrenciler de bu durumun farkındaydı.


Üniversitelerde güvenli kampüsler yaratmak için bir mekanizmaya ihtiyacımız vardı ve öğrenciler bu ihtiyaca kayıtsız kalmadı. İlk olarak Kadın Çalışmaları Komisyonu üzerinden diğer kulüplerle iletişime geçtik; kendi sosyal medya hesaplarımızdan bir çağrı metni paylaştık. Tüm kulüplere mail attık, bazılarına sosyal medya hesapları üzerinden ulaştık. Tanıdığımız kulüp başkanlarıyla tek tek görüştük, ihtiyacın ne olduğunu anlattık ve bunların hepsini sadece iki günde yaptık. Çünkü zamanımız yoktu ve bu ülkede unutulan diğer haberler gibi bunun da hızlıca unutulmasından çok korktuk. Neyse ki öyle olmadı, öğrenciler bu konuda tepkilerini gösterdiler.

Bu süreçte CİTÖK fikrini ilk kez duyan birçok arkadaşımız oldu, onlara CİTÖK’ün işlevini detaylıca anlattık. Birçok öğrenci güvenli kampüs ihtiyacının farkındaydı ve bu son olaydan sonra CİTÖK konusunda harekete geçmekte istekli davrandılar. En başta kendi kulübümüzdeki kadınlar olmak üzere diğer kulüplerdeki öğrenciler, sürece dahil olmak için hevesliydiler. Talebimizi sahiplenen 17 kulüp, önce bizim paylaştığımız çağrı metnini paylaştılar. Sonrasında ise 25 kulüp ortak bir bildiri yayınladık; CİTÖK talebimizi açıkça belirtmiştik. Bu bildiri sıra arkadaşlarımız ve hatta hocalarımız tarafından çokça paylaşıldı. Süreç öylesine yayıldı ki öğrenciler sınıflarında bu bildirinin duyurusunu yaptıklarını, hocalarıyla konuştuklarını ve başka nasıl yardımcı olabileceklerini bizlere soruyorlardı. Bu konuda hocalarımızın hassasiyetinin de bizler için etkili olduğunu belirtmek gerekiyor.

Fotoğraf: 25 topluluğun ortak yayımladığı CİTÖK açıklaması / İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Komisyonu

CİTÖK'TEN DEPREM DAYANIŞMASINA...

Üniversitenin birçok bileşeni artık bu talep etrafında toplanmaya başlamıştı. Durum ciddileştikçe kulüp temsilcilerinin tutumları da bir o kadar kararlı bir hal aldı. Nerdeyse iki günde bir toplantı alıyorduk, her gelişmede toplanan ve ortak karar veren bir mekanizma doğalında kurulmuştu. Sürecin şeffaf ilerletilmesi için seçtiğimiz bu yol bizlere fiili bir öğrenci birliği deneyimi yaşattı. Her geçen gün bu toplama katılan öğrenci kulübü sayısı artıyordu ve iki ay sonrasında yaşanan depremde neredeyse 50 kulüp bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Üniversite kulüplerinin giderek yalnızlaştırıldığı bir ortamda sadece rekabet alanlarında yan yana gelebilen kulüpler CİTÖK ile çıkılan yolda bir dayanışma deneyimini de birlikte yaşadılar. Türkiye genelinde yapılan uzaktan eğitime karşı eylemlerin ateşleyicisi olan bu hareket, öğrencilerin değiştirici güçlerini fark etmelerini ve kurulan fiili öğrenci birliğinin diğer kulüpler tarafından da sahiplenilmesini beraberinde getirdi.

ÜNİVERSİTELİ KADINLAR BİRBİRİNDEN ÖĞRENDİ

CİTÖK sürecine dönecek olursak, alınan toplantılar sonucunda taleplerimizi daha görünür hale getirmek için fakülte dekanlarımızla görüşme kararı almıştık. Bu karar doğrultusunda tüm fakülte dekanlarıyla görüşmeler sağladık, taleplerimizi ilk elden ilettik. Aynı anda bir taraftan dilekçeler topluyorduk. Taleplerimizin karşılık bulması için tüm kanalları zorladık. 3 günde 500 dilekçe toplayarak rektörlüğe verdik. Dilekçeleri toplarken öğrencilerden duyduklarımız, dilekçelerin bu kadar hızlı toplanmasının sebeplerini bize açıklar nitelikteydi: Sınıfında, yemekhanesinde, hatta kısmi zamanlı çalıştığı birimde yaşadıkları taciz veya mobbingler karşısında çaresiz hisseden öğrencilere CİTÖK fikri, daha en başında iyi hissettirmişti.

Dilekçelerden hemen sonra rektörlüğe bağlı Kadın Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (KAUM) birimi bizimle iletişime geçti. KAUM daha öncesinde bir Gender Equality Plan(Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Planı) hazırladıklarını ancak bu planın ihtiyacı karşılamak konusunda eksik kaldığını belirterek CİTÖK kurulması için çalışmalara başlayacağını bizlere söyledi. Rektörlük yönergeyi hazırlama görevini KAUM’a vermişti. KAUM’a nasıl bir yönerge istediğimizi bir taslak olarak sunduk; daha öncesinde 19 üniversitedeki tüm yönergelerin özetlerini çıkararak kapsamlı bir yönerge taslağı oluşturmaya çalışmıştık. Yönergenin biçimi ve sınırları çok önemliydi ve hazırlıklı olmak istemiştik.


Bu süreçte diğer üniversitelerdeki CİTÖK mücadelesi deneyimlerini öğrenebilmek için bir etkinlik düzenledik ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki arkadaşlardan birçok konuda nasıl adım atmamız gerektiğini öğrendik. Üniversitelerde bulunan CİTÖK’lerin kurulması kadar etkin işletilmesinin de takipçisi olmak gerektiğini bu etkinlikte iyice anlamış olduk. Tabi ki tüm bu süreç depremle ve beraberinde uzaktan eğitime geçmemizle birlikte biraz uzun sürdü ancak haziran ayında CİTÖK yönergesi artık senatodan geçmişti.

'DAHA İŞİMİZ BİTMEDİ'

Yeni eğitim-öğretim yılına başladığımızda ise rektörün değişmesi ve beraberinde tüm yönetim kadrosunun değişmesi sebebiyle CİTÖK hızlıca kurulamadı. Ancak biz öğrenciler olarak mücadelemizden asla vazgeçmedik ve KAUM ile sürekli görüşmeler gerçekleştirdik. Öğrencilerin bu ısrarı sebebiyle bugün artık bir CİTÖK’e sahibiz. Öğrencilerin haklı baskısı ile yönergesi haziran ayında çıkan fakat aralık ayına kadar kurulmayan CİTÖK’ün kurulmasında ise şaibeli noktalar var.

Üniversitemize denetime gelen YÖK Denetçilerine, yönergesi çıkan ancak kurulu olmayan bir mekanizmayı gösteremeyecekleri için CİTÖK’ün hızlıca ve baştan savma bir şekilde kurulduğunu düşünüyoruz. Kadın Çalışmalarına ulaşan bir kadın arkadaşımız; CİTÖK’e başvurduğunu ancak herhangi bir dönüş olmadığını, bu sebeple kendi bölümünden kurulda olan bir akademisyene ulaştığını ancak akademisyenin böyle bir kurulda olduğundan haberi olmadığını bize iletti. Yani CİTÖK’ü kurdurmakla bitmedi işimiz, şimdi çalışması için mücadele etmek gerek.

MÜCADELEYE SARILDIKÇA BAŞARIYORUZ

Kurulma sürecinde takipçisi olduğumuz gibi, etkin işletilmesinde ve duyurularının etkin yapılması konusundaki taleplerimizde de ısrarlı bir şekilde devam edeceğiz. Diğer üniversitelerdeki CİTÖK’lerin durumundan dersler çıkardık ve bu deneyimlerin bize öğrettiği bir şey elbette var. CİTÖK etkin işletilene kadar mücadelemize devam etmeliyiz. İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin bu konuda nasıl refleks gösterdiğini gördük ve CİTÖK’ün etkin işletilmesi için aynı reflekse ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bunun için ise ihtiyacımız olan şey birlikte hareket etmek, CİTÖK’le birlikte kurduğumuz fiili kulüpler birliğini bir adım ileriye taşımak ve CİTÖK’ün kurulduğuna yönelik duyuruları daha fazla yapmak.

Bugün üniversitelerin durumunu düşündüğümüzde İstanbul Üniversitesi’ndeki bu kazanım, üniversitelerin bizlere dayatılan baskıların alanı olmanın dışında mücadelemizle kurduğumuz mekanizmalarla güvenli ve nitelikli eğitim alabileceğimiz alanlara dönüşebileceği gerçeğini gösteriyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim haklarından mahrum bırakılan öğrencilerin haklarının gaspına karşı ya da ODTÜ’de nitelikli barınma hakkını talep ettiği için hukuksuz bir şekilde soruşturma açılmasına karşı İstanbul Üniversitesi’ndeki bu kazanım bizlere bir şeyi tekrar hatırlatıyor: Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri de, ODTÜ öğrencileri de mücadelelerine sarıldıklarında her gün kazanmaya bir adım daha yaklaşıyorlar; çünkü öğrencilerin ısrarlı kararlılığı bazen İstanbul Üniversitesi’ndeki bir CİTÖK olarak kendini ortaya koyarken bazense Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gibi fakültelerin bölünmesinden vazgeçilmesi kararı olarak kendini gösteriyor. Biliyoruz ki, mücadelemizle kazandık ve mücadelemizle kazanacağız.

Fotoğraflar: İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Komisyonu

İlgili haberler
İstanbul Üniversitesinden kadınlar okuma atölyesin...

‘Ancak her kadın bu ezilmişliği deneyimlemiyordu. Patron kadınların işçilerin haklarını kısıtladıkça...

İstanbul üniversitesinden genç kadınlar: YÖK, YÜK...

İstanbul Üniversitesinde kadınlar birçok kampüste olduğu gibi seçimi tartışıyor. Kadınlar yaşadıklar...

İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Komisyonu,...

"25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele gününe giderken forumda buluşuyoruz. Kampüst...