6-7 Eylül: bu ülkenin karanlık tarihinden iki gün...
İki gün boyunca devam eden olaylarda birçok gayrimüslim yaralandı, yaşamını yitirenler oldu. 200’ü aşkın Rum kadın tecavüze uğradı. Bu saldırı Türkiye devletinin politikasının organize bir parçasıydı.

Bugün tarihimizdeki en utanç verici olaylardan biri olan 6-7 Eylül yağmasının 62. yıldönümü. Türkiye ile Yunanistan arasındaki Kıbrıs geriliminin dorukta olduğu bir dönemde gerçekleşen ‘6-7 Eylül olayları’, bu dönemde Türkiye devletinin politikasının organize bir parçası olarak gerçekleşti. İstanbul’da yaşayan Rumlara ve gayrimüslimlere karşı gerçekleşen organize bir toplu saldırıydı.

İki gün boyunca devam eden olaylarda birçok gayrimüslim yaralanırken, yaşamını yitirenler oldu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlardaydı. Kalabalık güruhun önüne çıkan tüm dükkânlar, kiliseler yağmalanmıştı. Devletin kolluk kuvvetleri önceden haberdar oldukları halde herhangi bir müdahalede bulunmadan olayları izlemekle yetindi. Olayların ardından birçok Rum ve gayrimüslim, sahip oldukları her şeyi geride bırakarak yaşadıkları alanları terk etmek zorunda kaldılar.



Dükkanlar yağmalandı, evler basıldı, Beyoğlu’ndan başlayan hunharlık, Çengelköy’e Kuzguncuk’a kadar uzandı. Nasıl mı?
Demokrat Parti yanlısı İstanbul Ekspress gazetesi 1955’te “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskısını yapar. Tirajı 20 bin olduğu halde 290 bin basılır üstelik. Neden? Çok basit… Kıbrıs’ın Rum kanadı, Türk kanadına saldıracakmış. Bugünün bölünme fobisi, o gün de saldırı fobisiymiş demek ki.. Altında yatan nedenin “Azınlıkların bu ülkede yaşamak dışında hiçbir hakkı yok” mantığı olduğu anlaşıldığında ise çok geç olacaktır. Malum Rumlar, Ermeniler, Yahudiler o dönemin varlıklı aileleridir. “Varlık Vergisi” çıkarılır ya bu yüzden. “Hem Türk değilsin, hem zengin olmaya kalkıyorsun. Seni burada barındırdığımıza dua et!” der bu korkunç saldırıyı hazırlayanlar aslında.



200’Ü AŞKIN RUM KADIN TECAVÜZE UĞRADI
Basına yansıyan kadarıyla 15 kişi öldü bu 6-7 Eylül günlerinde.. Müslüman olmayanların özellikle Rumların evlerine girip kıyafetleri yırtıp, makineleri parçaladılar. Dükkanlara girip eşyaları yerlere attılar, top top kumaşlarını kestiler insanların. Baltalarla, sopalarla, camları, kepenkleri ve makineleri dövdüler. En ağır bedeli yine kadınların bedeniyle ödendi. 200’ü aşkın Rum kadın tecavüze uğradı. Balıklı Hastanesi Başhekiminin ifadesine göre, hastanede 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi görmüş, çok sayıda kadının bu durumu gizlemiştir. Hastanede tedavi olmaktan kaçınan kadınlar da vardır elbet. Bugün varsa o gün de vardır...